Artık yeter.
Bu güzel yüzde yerleşen yas,
Ve O'nu her anışta,
Nisan yağmurları gibi kolayca
Çağlayarak akan yaş bitmeli.
Yokluğuyla,
Ya da varlığında söylediği
Tutarsız savunmayla..,
Bağrına bastığın taş,
Un ufak olup erimeli.
Bil, ne olur bil.
Akan gözyaşlarını sil..
Ve kendi değerini bil artık.
Hatırla.
Sabahın ilk ışıklarıyla,
Aynaya baktığında
Kendinde gördüğünü,
Yaz ve bana oku demiştim.
Verdiğin cevaptan,
Senin, etrafında çıkışı olmayan
Bir kule ördüğünü,
O çıkışı olmayan yerde,
Beyaz saçlı prensini benzersiz bir sabırla,
Biraz öfke biraz kinle beklerken,
Ve bir türküdeki gibi..
Güne güne eklerken,
Her geçen gün biraz daha süzüldüğünü gördüm.
Sana son öğüdüm,
Herkese hakettiği kadar sevgini ver.
Hele..
Sana hakettiğin
Değeri vermeyenin,
Üzerine.., Sifonu çekiver,
Ait olduğu yere gitsin
Lâyık olduğu yerde beklesin.
Yık, ne olursun yık.
Duvarları yık,
Ve açık havaya.., Güneşe çık artık.
enver_erturk 07.02.2008 Saat: 08:04
|
|