Olsun, bırakın beni, ben böyle mutsuzum
Gülüp eğlenmeyim çevremde
Boşuna davet etmeyin beni
Düğünlere, şölenlere, yortulara...
boş verin beni, ben böyle gerçekten mutsuzum...
Mutsuzluğumla beni yalnız bırakın…
Radyoda adıma parça da istemem
Ne kitaplarım, ne çayım…
Onları da alın istemem.
Beni mutsuzluğumla yalnız bırakın…
Yalan geliyor gülüşmeleriniz, kahkahalarınız…
Anlamazsınız da zaten siz beni
Geceler sizin için eğlence, kör çukur.
Beni Ahmet Haşim’le yalnız bırakın.
Cellâdına gülümseyen biri gibi…
Deruni ümitlerim yok içimde,
Yalandır bana cennet müjdesi
Araf bile hayaldir bana…
İşte bu yüzden olsa gerek
Beni mutsuzluğumla yalnız bırakın,
Yalnız bırakın beni ağrılarımla ve sızılarımla…
Zaten hayaldi ya dünya,
Size de gerek yokmuş aslında.
Sizden firak saadetmiş,
Yalnızlıkmış asıl teselli,
İnziva dedikleri bu değilse de
Kurtuluş sizi, “SİZ” etmekmiş.
Evet evet beni mutsuzluğumla yalnız bırakın
Yanlış anlamdınız, doğrusu bu
Hayat denilen ince çizgide
Bende buldum kurtuluşu
Saadet ki gerçek bu…
Paspas olmak asıl gaye
Ve yok oluş, nur ışığında…
Dönüp gözyaşları içinde ağlamakmış.