Bu sabah şiir yazmak geldi içimden
Kuş cıvıltıları ile ezan seslerinin,
Birbirine karıştığı bir vakitte...
Tan yerinin ağarmaya başladığı,
Ak ile kara'nın ayrışmaya başladığı,
O ince çizginin belirginleştiği bir vakitte...
Ufuk; aydınlığın adıdır aslında...
Ben ise kendi karanlığımdan bakıyorum;
Zorla çalışan arabaların gürültüleri,
Yeni bir günün temiz sayfasını yırtarcasına,
Yavaş yavaş bir hareketlilik,bir çaba, bir umut...
Kimileri bastonuna tutunup camiye giderken,
Kimileri de omuzlarında küfelik kitaplarla okula...
Kaderleri mi bilmem, Ama onları bu vakitte sokağa taşıyan,
Her şeye rağmen umutları olsa gerek...
Eskiden mahalle bakkalının kepenklerinin,
At arabaları ve faytonların ahenkli sesleri duyulurdu...
Hey gidi günler hey!.. Ne zamana kaldık...
Bir bağ maydanozun bile hipermarketlerden alındığı,
Büyük balığın küçük balığı yuttuğu bir zamana...
Sahi eskiden sobalı evlerde ne mutluyduk;
Akşamdan kalan ekmeklerimizi,
Yılbaşı gecelerinde kestanemizi,
Hep onun üzerinde ısıtır ve yerdik...
Henüz televizyonun olmadığı, ama;
Üst köşeye kondurduğumuz tahta radyodan
Arkası Yarın'ları, Yurttan Sesler'i dinlerdik...
Ayaklarımızda naylon ayakkabılar, yazın çarıklar
Kışın ekmek arası tahin helvası,
Yazın ise; domates, biber, soğan ile
Bayram ederdi, doyardı kanaatkar midelerimiz...
Hastalandığımızda nane ile limonlu çay,
Derman olurdu bin bir derdimize...
Kıpkırmızı yanardı yanaklarımız,
Sanki kan damlarcasına...
Babam rahmetli kese kağıdından yapılmış
Kağıt torbalar içerisinde;hormonlu nedir bilmediğimiz,
Ama;kokusundan anladığımız,envayı çeşit
Sebze ve meyvelerle şenlendirirdi soframızı...
Sabahları sokak aralarında dolaşan;
Sütçü ile eşeği destan yazarlardı adeta...
Hey gidi günler hey!.. Ne bereketli günlerdi...
Kimse selamsız.sabahsız gelip geçmezdi...
Hele insanın yüzüne bön bön kimse bakmazdı...
Hele hele haddine miydi benim gibi biçarelerin
Ahkam kesercesine oturup şiir yazması...
Hem de yılın ikinci gününün sabahında...
Eee... Geçmişin bir anı bile cihanı değer...
Şimdi geçmişte yitirdiğimiz değerleri çok arıyorum...
Baktığım pencere bile buharlaşmıyor artık...
Resim yapamıyorum,pencerenin camına,
Kuşlar konmuyor artık evimizin damına...
Gitmek vakti yaklaştıkça ömrün son anına,
Yarın yeni bir sayfa açılacak Dünya'ya...
Yeni yüzler,yeni yüzsüzler,çıkacak ortaya,
Belki bizi yad edenler de olmayacak,
Gelecek yılın bu ikinci gününde...
02/01/2008
Abidin Mayda
Abidin Mayda 26.03.2008 Saat: 15:42
|
|