Yoksun ya hani yoksunum ya senden,
Sokak lambalarının ayrılıklardan dilendiği,
Karanlık ve sessiz iniltilerin başkenti olmuşum,
İşte bu yüzden, işte senin yüzünden…
Ayaklarıma basıyor yollar acımasızca,
Ve her yolun, her umudun bitişini haykıran,
Çıkmaz sokakların bakışlarına asılıyorum,
Bir çocuk masumluğuyla…
Soğuk bir Ocak akşamı,
Tüm ışıklarını kaybetmiş şehrim.
Ay henüz demlenmemiş.
Bir tek yıldızlar uyanık,
Geceye yol alırken soluk bakışlarım…
Soluk alışverişlerim buğulandırırken camları,
Karanlığın soluklarıyla buğulanmış gözlerime soruyorum,
Aramızdaki bir Aydın-lık mesafenin nihayetini…
Sorguluyorum bu bitiş cümlesinin nasılını, nedenini, zamanını,
Velhasıl öğelerine ayırıyorum sensizliğin her anını…
“Hiç kimse” biliyor vuslata meyletmiş sevgimi,
Lakin bir tek “herkes” bilmiyor, yani sen…
Gecenin mağrur bakışlı edalarının,
Mağduru olmuş bir mum suskunluğundayım…
Yoksun ya hani yoksunum ya senden,
Sokak lambalarının ayrılıklardan dilendiği,
Karanlık ve sessiz iniltilerin başkenti olmuşum,
İşte bu yüzden, işte senin yüzünden…
Ayaklarıma basıyor yollar acımasızca,
Ve her yolun, her umudun bitişini haykıran,
Çıkmaz sokakların bakışlarına asılıyorum,
Bir çocuk masumluğuyla…
Susuyorum çiçeğini kaybetmiş vazo yalnızlığında
Ve söyleyemiyorum kimselere,
Dört duvarın bana mahkûm olduğunu…
Tek başına “kocaman” bir anlamsızlığı anlatan,
Bağlaçlar bile kıskanıyor,
Sensiz bir hayatın kıyısında ki anlamsızlığımı…
Yüreğim anlatırken kâğıtlara,
İçimde ki sancıların bitimsizliğini…
Gözlerim terk ediyor avutamadığı yaşlarımı,
Yanaklarımın avlusuna…
Ve yıkılan hayallerim devrilmiş dilimin üstüne,
İçimin şarkısını söylüyor defalarca:
“Aç Kollarını Sensizliğe Geldim”.
melih taycan 29.03.2008 Saat: 21:09
|
|