Sessizlik toprağındadır, bulutsu sevdalar.
Uzanan bir yeraltındadır, kişiliğimin isyanları.
Çünkü kadeh kadar doludur, göz yaşlarım.
Aktıkça netlik kazanır, sana karşı olan boşalımım.
Bir dünya kurdum, kendime.
Geçiş tünelleri yarattım, kuyudaki geçmişimde.
Yıllarca seni aradım, durdum.
Ama öfkeden başka neyi buldum?
Zaman nasıl da uzuyor, sensizliği düşünürken.
Oysa nasıl da hızlanırdı, seninle beraberken.
Sanki yıllar, saniyeye dönüşürdü.
Bakışlarda yırtılırdı, buluşmalar.
Ve oradan sızardı, bütün yalnızlıklarımız.
Kendimi gömerek yaşama katıldım, ben.
Işığı kavuran karanlık gördüm.
Sonra sessizce aldım, kendimi.
Konuştukça yıldız kattım, umutlarıma.
Hem de en parlak yokluğunla.
Şimdilerde ölüm hattındayım.
Savaşıyor, derine inmiş acılarım.
Yüzeyi arıyor, magmadaki ölümüm.
Çıksam yaşayacağım, sanki.
Aksam, yürüyebileceğim sonsuzluğa.
Ama bütün yollarım kapalı.
Böylece titreşiyorum, ruhumdaki frekansta.
Orada seni buluyorum, düşündükçe.
Telepati yükseliyor, aramızdaki davada.
Ne kazanan var, ne kaybeden.
Bir türlü sonuçlanamıyoruz.
Çünkü içimizde,
Ayrılık denen idamı yaşatıyoruz.
kudret alkan 20.04.2008 Saat: 14:39
|
|