Çıkıp gelişi gibi bir durağa
Issız, uzun, kurak yolların
Bir vahaya , bir kaynağa
Çıkıp gelişi gibi
Bir çaya, bir ırmağa
Çıkıp gelmişim sana
Suya kanmaya.
Çıkıp gelişi gibi kervanların
Bir otlağa bir yaylağa
Ve bir çeşme başına
Çıkıp gelişi gibi
Bir kasabaya, bir kervansaraya
Çıkıp gelmişim sana
Gecende konaklamaya.
Çıkıp gelişi gibi yağmur bulutlarının
Yüksek bir geçide, ıssız bir ovaya
Pamuk tarlasına, üzüm bağına
Çıkıp gelişi gibi gemilerin
Bir koya, bir limana
Çıkıp gelmişim sana
Demir atmaya.
ll
Atlatılmış fırtınalar sonrası
Sen dingin bir koy, aşina bir sığınak
Ve çıkıp, sana gelmişim işte bak
Ateşi sönmüş, yorgun, yaralı
Sen kucak açmış bir liman
Sen güvenli bir korunak
Takma kafana başka yolculukları
Dönüp gelmişim işte bak.
Bir patikanın kıvrıla kıvrıla
Ve sarp kayalıklarda
Bir kartal yuvasına
Çıkıp varışı gibi bir çoban çadırına
Çıkıp gelmişim işte sana
Hücrelerinde özsuyumu bulmaya
Gözlerinde çakan, damarlarında akan
Yüreğini yakan bir sevda olmaya.
Çıkıp gelmişim işte sana
Issız, susuz ve kurak
Geri dönüşlerin pişmanlıklarıyla
İpek yolu gibi zorlu ve uzak
Çıkıp gelmişim işte bak
İstemezsen, Fiyzan’a fırlat
Maksat denizinde boğulmak
Sen olmalısın, ilk ve son durak.
Nazmi Öner
21.12.2004 Amsterdam
Nazmi Öner 24.04.2008 Saat: 09:19
|
|