Düşmüşüm, not defterime.
Kalemim infaz eder, beni.
Sanki hıçkırırcasına.
Kararan duvarlar gibi.
Bölünmüş hisler gündemleriyle.
Ana sayfaya gömülen,
Öfkeli yalnızlığıyla.
Dur durak bilmiyor, seni seven yazgım.
Bu yüzden uzak duruyorum, kendimden.
Korkuyorum açıkçası, yeniden sevmekten.
Bir daha alamam, kendimi belki.
Aşkla saplanırım, acının dinamosuna.
Bir ışık görürüm, düşlerin bisikletinde.
Israrla geçmişe çarparım.
Aldanıyor, avucumda yüzen intikam kaderleri.
Tutuluyor, içimdeki sevme arzusu.
Donuk bir merhaba sesi içindeyim, sanki.
Her şey,
Şehirde ölen sokaklar gibi.
Hatta kaldırımdan boşalan ayak izleri gibi.
Göz göze geldikçe seslendim, sana.
Bir gözyaşıyla titredim, önünde.
Savrulan anılar gibiydi, saplanan bağlanışlarım.
Kopuk bir dünyadaydım, senden ayrıldığımda.
Bir daha dönemedim,
Nefretin yüzdüğü yeryüzüne.
Aslında bir hiçlik tiyatrosundaydı, rol yapmayan nefesim.
Boğuldum, suyu uyandıran kalp atışlarımda.
Geliştikçe, kendim oldum.
Çünkü seni sevmekten de arındım.
Görünmüyor, yüzündeki ihanet alerjisi.
Hislerimin merhemleri para etmiyor.
İçtenlikler gömülüyor, doğallığın tedavisine.
Sanal bir yıkımın kurbanı oluyorsun, bir anda.
İçindeki çöle yeniliyorsun, öfkendeki susuzluğunda.
Beni arıyorsun, vurmak için.
Kanserini yüklemek;
Ve belki de,
Yalnızlık lösemisi olmam için.
Bilemiyorum, sevgilim.
Nerede kaldık, biz?
Hangi yıldızın düğümünde?
Kimi kiminle düşledik?
Sevişirken hangi atmosfere daldık?
Dağları erittik belki de.
Hırçın gökyüzünde dolaşır gibi.
Tutku dolu çözümlemelerle.
Bir anlık bakışlamalarla.
Kurşunun tetiğe olan aşkı gibi.
Bir sıkımlık dünyada...
Kudret ALKAN
kudret alkan 26.04.2008 Saat: 23:20
|
|