Gözlerin, derin bir sohbet gibi.
Hani, takıldıkça ısındığın.
Seviştikçe bir anda hüzünlendiğin.
Durdukça kaybolduğun.
Sonrasında...
Köprülere uzanmak.
Savaş hattında geçen yıllar.
Bir anda infilak eden ruhsal sistemler.
Anıların kanadığı tarihsel duvarlar.
Aşamadığın bir yalnızlık.
Boşluğun hüküm sürdüğü gözyaşları.
Öncesinde...
Ne güzeldi, volta atan duygular.
Sanki bir oyun gibiydi,
Aramızda duran yaşanmışlık.
Ne sen gidiyordun, benden.
Ne ben, sendeydim henüz.
Çünkü kemiriyordu, yaşamış oldukların.
Yoktun, yanımda bir bilinmezlik kadar.
Ortalarda...
Bakıyordum sana, kapına bırakılan bir gül gibi.
Besteler artıyordu, ruhunun durduğu yerlerde.
Notalar sabahlıyordu, kadınlığının gitarında.
Çaldıkça seni,
Kendime bir kadeh oluyordum.
Şimdilerde...
Gözlerimin adımındayım, artık.
Kaldırımlar hüzünlü bulutlar gibi.
Hani adım attıkça kaybolduğun.
Hatta duman gibi kendi içine çöktüğün.
Sinen öfkelerin çıldırdığı.
Kara geceli mizahların ağlattığı.
Hudut yolunda birikmiş, acılar.
Kendi içimde dolanıp duruyorum.
Kimse bilmez halimi.
Seni ölü olarak kabul ettiğimi.
Çünkü sen, öyle güzelsin bende.
kudret alkan 29.04.2008 Saat: 08:16
|
|