Sessizlik yasalarında, korunaklı görünen hayaller.
Gerçek ölmüş, yokluk birikmiş içimizde.
Derin gömüler,
Varlığın ardına düşmüş.
Bıçaklar çekilmiş, gözlerimizde.
Bir ölü, bir yaralı var; bakışmalarımızda.
Ölen sensin sevgilim.
Sana olan sevgimdir, mezarını kazan.
Ağladıkça, yalnız bir sabah olacaksın.
Gün ışığın elinden kayacak.
Yıldızlar arayacaksın, içinde.
Ama sönmüş bir evren neye yarar?
Ben ise yaralıyım, sonsuza kadar.
İyileşme imkanım yok, benim.
İhtiyar bir yüreğe çökmüş; cesaretim.
Sanki ilerlesem kaybolacağım.
Umudun tırnakları sökülecek, sanki.
Ne yapabilirim düşünüyorum?
Nasıl aşabilirim, içimdeki varlığını?
Bilmiyorum, sevgilim.
Her şey donuk bir hücre gibi.
Ne ölüm var, ne de yaşam var.
İki dünyanın gel gidiyim, ben.
Ay ışığının suyun içindeki çırpınışı gibi.
Bu yüzden sahte her şey.
Bu yüzden aldanmışım, kimliğine.
Biliyorum, sevgilim.
Yanında duran sevme hissiyatımı.
Sana daha çok sokulan yalnızlığımı.
Her şeyi sende görmeye çalıştığımı.
Ama sadece,
Kendi kaderimi gördüğümü.
Anlıyor musun, sevgilim?
Sende bu kadar yürek var mı?
Irmaklarının içinde ağlayabiliyor musun?
Onları kıyıya taşıyan yağmur olabiliyor musun?
Artık tehlikeli düşler, içindeyim.
Ayrılıkla sıçrıyorum, anıların uçurumundan.
Düşsem de yenilmiyorum, kendime.
Çünkü uçtuğumu anımsıyorum.
Ve gökyüzüne,
Sonsuz bir yıldız bırakıyorum.
kudret alkan 29.04.2008 Saat: 08:27
|
|