Ölümün kokarcası var, yüzünde.
Savruluyor, kokundaki iki yüzlülük.
Aslında beni dışlıyorsun, yenilgilerinde.
Bir yokluk gibi,
Acımasız faturalar kesiyorsun.
Dipsiz karanlık altındadır, kumaşa sığınmış alevler.
Kapanın üstüne duman biniyor, ayrılık arifesinde.
Tersine akıyor, bakışlarındaki nehrin gidişatı.
Kimsesiz beddualar ediyorsun, benliğindeki hüzünle.
Anlayamıyorsun, tarihimdeki gerçek kimliği.
Biliyorum ki; nesiller kuruluyor,
Evrim geçiren bilmecelerinde.
Aralıksız gözaltındayım, sunağı olmayan düşlerde.
Yapay bir katran alemindeyim, sanki.
Gözlerimde çaresiz bölünmeler.
Deli rüzgarlar batıyor, kuru bir gülün labirentinde.
Fark edilmiyor, kararan yaşlılığın.
Terk ediliyor, içime bestelenen rüyalı şarkılar.
Onur kuruluyor, acının titrek namlusunda.
Öfke pusu içinde.
Ölüm korkuya kapılmış.
Giden gitmiş, sokaklar arasında dolaşan kapılarda.
Kırık yürekler ritim tutuyor, dirilen sevgimde.
Yeni baharlar yaşamaya başlıyor, gözyaşımda.
Aktıkça sen oluyor, benliğimin likörü.
Üstüne gidiyorum, intikam dolu gecelerin.
Her şiirim;
Sitem duvarının ötesindedir, benim için.
Çünkü içtendir, duygu kumaşında.
Kesimi yoktur, üstelik.
Sadece ateşi sahiplenir.
Ve kaybettikçe,
Aşkı külleriyle kazanır...
kudret alkan 29.04.2008 Saat: 08:29
|
|