Bekledim gün gece, seni.
Ölümün mezarını yakarak.
Volta atan küllerimle.
Rüzgarı baştan aşağıya boyayarak.
Aynen bir hatırada dinlenen,
Delirmiş topraklar gibi.
Ama gökyüzüne, ama yağmura sevdalı.
Her şey sana kavuşmak için.
Aradım seni, bir ömür boyu.
Nice şehirler dolaştım, yüzünü unutmak için.
Ama sadece aşkın aynasıydı, bulduğum.
Seni gördüm orada.
Acımasız sahillere vuran,
Yaşam dolu balıklar gibi.
Gördüm yokluğunu, bütün kör ihtimallerle.
Nabız bazındaydı, ölümün ince çizgisi.
Tablodan sarkan azimli vicdanlar vardı.
Bir sen kahkaha atıyordun,
Bir de ben ağlıyordum.
Anlayacağın birleşiyorduk.
Filozofun saçma denen inancında.
Umutsuzluktur, zaman zarfını aralayan.
Kapıda durandır, sorgunun çizelgeli durağanlığı.
Toprak kayması gibi, güneşe sarılan ışıklar.
Depremin içindedir, insanlığın uyanan bilinci.
Orada yankılanır, değer yargıları.
Artık biz diyorum, bütün insanlığa.
Seni biriktiriyorum, gördüğüm her insanda.
Aşılmış sonsuzluk gibidir, ayrıntıların.
Örneğin bir saç telin.
Ya da kendini arayan yürüyüşün.
Güzelliğini fısıldayan bakışların.
Son dediğim anda beni başlatan düşlerin.
Yattığımız yatağın külden yansımaları.
Ateşin konakladığı terden damlalar.
Artık ben de bilmiyorum, nerede dolaştığımı.
Kelimeler arasında kader örüyorum.
Ülkelere sığınıyorum, kaybolan dünyalarımla.
Aradığım orada değil, sonradan anlıyorum.
Dar geliyor, ayrılığın patlattığı her yer.
Gücüme gidiyor, beni benimle bırakışın.
Belki de bu yüzden büyüyorum, çocuklaşarak...
kudret alkan 16.05.2008 Saat: 14:10
|
|