Ağlamakla geçen onca seneden sonra,
Gül desteli saçlarındı, yüreğimde kalan.
Servetlere değişmezdim, ellerinin tutuşunu.
Geç kalmış benliğimdi, bilincinde eriyen.
Tek atımlık kağıtlarda kovalanan yıllar.
Gözlerimde süzülen süngerli geçmiş.
Toprağın gücünü aralayan gün ışıkları.
Dağılmış tutkuların eylemsiz günlükleri.
Çizgiyi aşmış öfke dolu pişmanlıklar.
Geriye ne kaldı anlatılacak?
Sel gibi birikmiş yıkım havzaları.
Toprak inat uğruna çömelmiş.
Acıların akıntısında kalmış, yalnızlık bestecileri.
Hiçlik içinde eriyor, güneşin tuz olmuş bereketi.
Işıkla donanmış saçlarında,
Huzurla dolanıyor, ellerimdeki yeryüzü.
Kurutulmuş fısıldaşmalar içindedir, sessizliğim.
Her yere çöken bir edebiyat var, oysa.
Oysa dağılmış ve kopmuş bir köşen var.
Bu yüzden kendimden geçiyorum, belki.
Son köprülerim de atomik savaşlarda.
Kan ordusu akın ediyor, sarhoşluğumda.
Damarımda isyan var, öldükçe.
Yeniden doğmak ne kadar kötü oysa.
Soruyum, dostlarım.
Bu nasıl bir değişim taşıdır.
Denizden ürken martılar gibi.
Son sözlerde ağlayan süresizlik gibi.
İnce bir hattın var oluşunda,
Güç bela kurtarılan gelecekler.
Sevgili için kuşatılan derinleşmeler.
İçli bir mirasın sonsuzluğu.
Günahla sevilen bir aşk dolaşımı.
Kana akın eden ayrılık kesikleri.
Tek bir gecenin ucunda sürünen yankılar.
Var gücüyle haykıran testereli bölünmüşlük.
Her birinde kavuşamayan anlamsız yaralar.
Soruyorum, dostlarım.
Ölünce mi sevmek güzel?
Yoksa yaşarken mi?
kudret alkan 16.05.2008 Saat: 14:11
|
|