Bir hançer aralıyor, geçmişi.
Kan olgusunda birikiyor, acillerin himayesi.
Kapılarda hemşireler ağlıyor, benim için.
Ölüm bile yas tutuyor, ay ışığında.
Gecenin geçişi bile düşleniyor, dirilişimde.
Her şey, can candan çıkarken, oysa...
Yüksek bir ölçeğim, sanki derinlerimde.
Şiddetle burkuyorum, sevgi denen çubuğu.
Bir anda kırılıyor, aşkın söyleşişi.
Orada nazlanan bir hatıra ürüyor, toprak olarak.
Sonra yağmurun bedeni doğuyor.
Ve bahar hüzünle sarılıyor, kollarımdaki var oluşuna.
Dertler geçidinde kaldım, ansızın ebediyete uzanır gibi.
Bütün tasaların arkasındaydı, inatları süpüren öpüşler.
Son kez bakıyordum, seni çalan benliğine.
Bir an geliyordu, tüm olanakların önünü kapatarak.
Sana ait olmak vardı, ölüm deneni sindirerek.
Kırlara uzansam, tüm baharları teninden toplayarak.
Sevginin anlamını yazsam, son satırlara düşerek.
Kanayan ufuklar çizsem, seni ısındıran gülüşümle.
Bir hatıra gibi koksa, bütün yalnızlıklar.
En güzeli de sevgilim,
Nerede olduğumu bilsem, seni anımsadıkça.
Bazen nasıl yazdığımı bilmiyorum, gerçekten.
Yazdığım sanki beni yazıyor, hüzünlerle.
Hatta geceyi silen günün telaşıyla.
Bir merhaba sesiyle dökülen hayaller gibi.
Kurgularda canlanan katıksız yalnızlıklarla.
Kimsesizlik için ağlayan bakışsız bulanıklarla.
Her yere çarpan karartılı yaşlılıkla.
kudret alkan 26.05.2008 Saat: 10:48
|
|