Bugün de çektim, dünyadan elimi ayağımı.
Bir sokak köşesi gibi hıçkırıyorsun, içimde.
Ağlamanın en yaslı bölmesine yükseliyorsun.
Çekmeceden dökülüyor, en nadide eserlerin.
Oradaki küller kimsesizliğime dönüşüyor.
Aklımı oynatıyorum, güneşin son çırpınışında.
Bir hançer gibi eğiliyor, bakışlarda duran hüzün.
Böylece içli bir ağlama perdesi oluyorum.
Günden güne boşalan varoş tünellerimde.
Döngüsü olmayan kırık vazolarda.
Saklanan bir süpürülüş cümbüşü gibi.
Ne kadar yazsam, azdır benim muhabbetim.
Dünya dönüyor, ne de olsa.
Bensiz kalan dileklerin sığınış arenasında.
Kol kola ölen karanlık güneşler içinde.
Gardiyan olan ufukların çırpınışlarında.
Olgunluğun hacminde eriyen fiiller adı altında.
Kırlaşmış saçlarımda dönüyor, dünyanın ufukları.
Pencereler içinde biriken bir gövde var, sanki.
Bir ayaz ürüyor, içimdeki sinirsiz geçmişten.
Felçli yarınlar doğuyor, yaramdaki bölünmüşlükten.
Cennet kapıları dövülüyor, derdimdeki pencerelerle.
Artık bakamaz oldum, elimde eriyen kağıtların kapısına.
Bir yer açılıyor, sonlu veya sonsuz.
Bütün mürekkepler şehirleri kovalıyor, ben ölürken.
Gecenin çöküşünde, kimsesizlik sorgulanıyor.
Ve ben, düş gecesine karışıyorum, bir anlık öfkeyle.
Çünkü gerçeği olgunlaştırıyorum, hayaller kurarak.
Orada seni görüyorum, eğilmiş yıllara karışarak.
Tükenen umutların nakış yapan yarınlarıyla.
Dipsiz kalemlerin sinişindeki isimsizlerle.
Ve en büyük zaferleri getiren sevgi tohumlarıyla.
kudret alkan 26.05.2008 Saat: 10:48
|
|