Sararıp solan yıllar.
Kimliği olmayan bir geçmiş.
Tövbe eden gözyaşları.
Yastığa batan sevinçler.
Dar geliyor, hançerin ucundaki dünya.
Kelimeler boğazlanıyor, matemlik yürüyüşünde.
Bir garip aşkı fısıldıyor, bütün yüreğiyle.
Acı tendeki ölümle kucaklaşıyor.
Anlamak gerek, hataların tükenen nabzını.
Servete binlerce emek vermek gerek.
Düşmek vardır, bilinmeyen olgunluklara.
Ölümün en titrek hanesindedir, yalnız kalmış yaşam.
Unun katılığında toprak...
Sessizce işliyorum, kendimi sana.
Her gece ölen rüyalar görüyorum.
Her zamanda bir sonsuzluk.
Tüm içlilikler senden kalma.
Dualarım yalnız senin için.
Boynuna düşen yıldızlar için.
Kör bir alacakaranlık var, yüzümde.
Aynaya baktıkça köreliyor, boşluğum.
Yokluğuna demir atıyor, içimdeki sancılar.
Duman oldukça, çekiyorum seni.
Ciğerimde parçalanan bir ayılma var.
Biliyorum, emek taşında öğütülüyor umarsızlık.
Güç bela yürüyorum, dirilen şafağımda.
Yankının kutsanmışlığı var, üzerimde.
Artıyor, gelecekle çalkalanan dümensizlik.
Kaptanın yüzünden yansıyor, denizin gidişi...
kudret alkan 27.05.2008 Saat: 08:32
|
|