Gece düzeni, kamçılı yorgunluk.
Hafife alınmış çukura düşen bakışmalar.
Her tarafta gam yükü.
Tarifi olmayan acılar dinamosu.
İlerleyen bir ay ışığı.
Yürüdüğüm bir düzen bozukluğu.
Boğulmuş olan karanlık diyaloglar.
Kumaşlara sürünen iğneli sohbetler.
Her yere çöken aldatmaca birikimi.
Ne desem, boş kalıyor kağıdın içindeki dünya.
Orada bir hançer satılıyor, dipteki gözyaşlarında.
Bakıştıkça artıyor, yatağın kıymeti.
Sana sokuluyor, yarınımın içindeki emek.
Seni kucaklamak istiyor, hayatım.
Mutlu olman içindir, derine inmişliğim.
Sanki seni toparlıyorum, içimden.
Ne kadar dağılmış olduğunu.
Ruh salıncağında asılmış iki kişi.
Birinde yükselen bir bahar tortusu.
Diğerinde ölü bir kovalamaca hali.
Her şey nasıl da değişiyor?
Yüzen karakter bulutları gibi.
Okyanusa sığmayan çıkmazlar içinde.
Bir masal uzantısında düğümlenen yıllar.
Büyüyor, acının köz kokan elleri.
Bana sarıldıkça artıyor, içimdeki yalnızlık.
Sebepsiz yerlere uzanıyorum, besbelli.
Belki de bir sabah kahvesine düşüyor, demlenmişliğim.
Orada insan oluyorum, yeniden.
Nefretim ocağa düşen kızıllık oluyor.
Seni arıyorum, sevgilim.
Her şeyde bir öz bırakmışsın, dünden bugüne.
Dağılmışım, seni gören uykumda.
Rahat yoktur bana biliyorum.
Karabasanlı gecelerin hudutsuz birikiminde.
Emsali olmayan güneş geçitlerinde.
Bir adım var ki, sana uzanan.
Alfabenin kırık namlusunda üreyen.
Taşınmış ve göz kumaşına sarılmış.
Ağladıkça batıklığını attıran.
Hiçbir toprağı ele vermeyen.
Sadece sana seslenen bir azar gibi.
Olsun sevgilim.
Yarı yolda bırakan ruhun için.
Sensiz kaldığım her lokmam için.
Parçalanmış ruhsal dolaşımlar adına.
Kayıp bir mazinin yürüyüşüyle.
Öfke dolu çıkmazlarda.
Aslanı kediye boğduran dünyada.
Olsun sevgilim, olsun.
Bana gelmediğin her gün,
Kıyametin sonu olsun...
kudret alkan 27.05.2008 Saat: 08:32
|
|