Hep derdi rahmetli Bir insanın ezeli neyse ,Ebedi de odur
Çok haklıymış; Ozamanlar biz çocuktuk anlamazdık
Hep kara lastik giyerdik , kibarcası Cızlavit
Hiç unutmam parmaklarımın kara lastikten dışarıyı seyrettiğini
Hele soğuk karlı günlerde kendini hiç his etmezdi
Eh çocukluk işte
Paçası bol kot pantolon giyen arkadaşlarıma özenirdim
Alamadı rahmetli o zaman
Hep içimde burukluğu kaldı şimdi param olsa bi tane bol paçalı
Kot alıp giyinirdim ya
Ama rahmetli yok ki . Yoktu işte ne bileyim
Hep başkalarının eline bakardım; Oynadıkları oyuna
Benim bir oyuncak arabam bile yoktu
Terzi dükkanlarının önünde bulduğum
iki tane boş makara ile kendime araba yapmıştım
O günleri unuturmuyum hiç
Rahmetlinin Hep gözünde iki damla yaş olurdu, bize baktıkça
Bakır fabrikasında çalışırdı rahmetli Maaşı yetmezdi
Kendi kendine göz yaşı bile alamazdı
Çocuklar aç kalır diye
Altı kardeşin en küçüğüydüm
Beni hep severdi Ömrünün son damlasıydım ondan herhalde!
Kendini bulurdu bende sanırım
60 lı yılların sonuydu o yangını hiç unutmam
Zaten en işlek bir caddemiz vardı İşletme caddesiydi
Sonradan adını değiştirdiler(Şehit Adnan Mavidemir caddesi)
İşte o cadde yandı günün birinde kül oldu boydan boya
Ha nerdenmi geldi aklıma Rahmetli o zaman
Bana bir kısa deri pantolon almıştı
Onarılması için terziye vermişti
O yangında o da yanmıştı ; O pantolonla sanki
Tüm hayalletimde yanmıştı , çıkan dumanların
Yalnız benim pantolonuma ait olduğunu sanmıştım
Eh azdan az gider çoktan çok gider bunu anladık ya
Hep kaldı içimde acısı sancısı
Okumamı istemişti Rahmetli
İstemişti ama salaklığımı dahi göremedi
Hele ilk okul dördüncü sınıfın ilk sömestrinde
karnemi aldığımda karneme bakıp,bakıp ağlamıştı...
Nedenini sorduğumda Bak hiç zayıfım bil yok dediğimde
Ben sevincimi hep böyle ağlayarak gösteririm demişti !
Zaten Rahmetlinin okuma yazması da yoktu
İlk okula üç gün gitmiş imzasını öğrenmiş
Birdaha okulun önünden bile geçmemiş
Şimdi anlıyorum aslında neye AĞLADIĞINI
Tahir Babamın...;
Yıl 1990