Sırtında Kendi Gölgesini Taşıyanlar
|
|
Gördüm!
Duvak altında toz tutmuş gözyaşıyla,
Dul bir gelin kefenliyordu aşkı.
Özlemi;
Uykusuz bir trenin sessizliğinde saklı.
Gülmesi;
Buza yazı yazmak gibi.
Kireç badanalı dört duvar arasında,
Yüreğinde bir yara gibi büyür,
Yitirilmiş güneşe sevdalı türküleri...
Ne vakit ihanetler bir özneye tutulsa,
Kanamalı kuşalar doğar yürekte.
Yaralar düş düşürür,
Bulutunu yitirmiş yağmur gözlerde...
Gördüm!
Daha on yedisinde kokusunu toprağa verdiği oğlunun,
Rütuşsuz vesikalığını koynunda saklayan bir anne.
Acısı;
Musalla taşında kalmış cesedin suskunluğu.
Yarası;
Yaşlı rüzgarla ağlaşıp, gidene ağıt yakmak gibi.
Yarının hasret sürüyen yollarında,
Halaya duran bir yara gibi kuşanır,
Duraksız acıya saklı sessizliği...
Ne vakit kaçak bir ninni fısıldasa analar,
Ayrılığa açan bir çiçek büyür darağacında.
Kar etmez olur sıtmalı intiharlar,
Ve güz olur çocukluğu gül satan ellerin...
Mustafa Gökoğlu
mustafagokoglu 02.06.2008 Saat: 08:22
|
|