Deprem
bugün, olmayı aklıma dahi getirmediğim
bu aksak, karanlık şehirde
bir anımı daha kaybettim.
doksan dokuz ağustosunun acılarına ilişkin.
sevinmeliydim aslında yitirdiğime...
gel gör ki alışmıştım, sevinemedim.
sonra karışık meyve suyunu meze yapıp
rakı içtim.
boğazımdan geçerken meret
hüzünden daha çok yaktığını fark ettim içimi… anasonun
Buruk bir lezzet kaldı da ağzım da,
Meyve suyunun tadını alamadım.
anasonu emzirip, beslerken içimde
hüzne inat
cesaretlendirdi beni gudubet.
kalorifer borusuna bağlı
adi bir çamaşır ipinden ki rengi sanırım mavi,
adi bir
darağacı kurdum kendime..
yağsız kuru iple boynum taçlanıp
nihayete ererken anasonla karışık yaşamım
dışarıda
yakınlar da
bir kedi ciyakladı
ciyakkk ciyakkkk
irkildi tüm hücrelerim
o an
koştum
yarı açık pencereme.
Mart gecesi "bende soğuğum, bende soğuğum"
diye sırıtırken
tam açığa dönüştürüp penceremi
şöyle...
uzun uzun baktım
gecenin kör karanlığına.
gece elbet de karanlıktı, karanlıktı ama
neden kör
|