Öldürülen Zekat
Zekat dersem aklına gelir çay kaşığı...
Fakire tut biraz, elindeki ışığı,
Gelirin maşaallah dozerle geliyor,
Zekatı adam gibi vermek nasıl da zor.
Servetlerin de istiflenmiş dağlar gibi,
Fakirlere davranışın, kovalar gibi...
Başkasına batırırsın hep çuvaldızı,
Zekat için kullanırsın, küçük cımbızı,
Bunlar ihtiyaçların, şunlar borç, emanet...
Bunlar da daha yeni; be adam insaf et,
Mallarının hepsi de mi zekattan muaf?
Neredeyse fakir sana borçlu, el-insaf...
Hileyi şeriye de yaparsın sen artık,
Malını yakınına devret onbir aylık,
Bir yılın sonunda o da bağışlar sana,
Böylece bir hile yaparsın Yaradan’a,
Zekat malını gizlice aşırıyorsun,
Sen kimin malını kimden kaçırıyorsun?
Bir kerre zekat fakirindir senin sanma,
Ver fakirin hakkını, el malıyla yanma.
Ver fakire, ama verince tam da doysun,
Verirken de hiç titremesin elin kolun.
Çorap bile gitmiyor seninle mezara,
Vermişsen, odur peşinden gelecek para.
Aranda ne kadar mesafe var kabirle?
Cimriliği bırak, uğraşma kırktabirle.
Ne olur iki üç misli, beş Ekrem ŞAMA |