Yağmur aralıksız yağdı bütün gece.
Belki yüzlerce duydum,
Yağmurdan kalan toprak kokusunu
Belki binlerce, ama bilemezdim,
Kuş uçmaz kervan gitmez yolların
Dikine dikine indiğini, dağ boyu
Aşılmaz sandığım gelincik kızılı dağların,
Bilemezdim yağmura yenildiğini.
Başımı kaldırıp gökyüzüne bakıyorum.
Çarşaf açıyor kanatlarıyla uçsuz bucaksız
Suskun tayfaları gökyüzünün.
Her vuruşuna gölgeler düşüyor yüreğimin.
Önce kaçak bir hüzün, sonra yorgun bir güneş.
Papatyadan yorgan açıyor bembeyaz.
Sayısız, zamansız gülüşleriyle gündüzün.
Bir şey var aramızda; sevgi mi, hüzün mü belli değil.
Uçamayan tek kanatlı kuşlarla
Öyle hızlı, öyle hızlı koşuyor büyüsü yolların,
Yetişemiyorum, uçup uçup gitmede kuşlar.
Kararsız, ama hep koşuyor akşamlar.
Aslında yol değil bütün mesele.
Gidilecek yer de değil.
Saplanıp kalıyorum, sönerken bir akşam güneşi.
Çılgın yosunların gülümsediği
Sağır, bıkkın, düş yollarına,
Avlanıyorum, hemen oracıkta o anda.
Zorla alınıyor sessizliğim, dokunur gibi umutlarıma.
Giderek kısalıyor yollar, giderek daralıyor zaman.
Ne yaz, ne kış, ne hazan.
Geçit vermiyor, ama yaşıyor düşlerim.
Hızlandıkça yaşıyor.
Hızlandıkça büyüyor düş yollarım.
Hiç yaşlanmadan.
Suna Doğanay 23.07.2008 Saat: 13:58
|
|