Sana bir hikaye anlatıyım birtanem
Şöyle geçmişten gelen,yüreğimden gelen bir hikaye;
Gönlümün bana merhaba dediği bir gündü
Demir aldım annemin kucağından
Güneşle kavuşan ufuklara açılmak istedim.
Serde gençlik var derler ya döndüm durdum denizler boyu,
Ufukları yakalamak istedim,
Ve her yakalayacağım anda geceye yakalandım.
Yıldızlar düştü birden tepeme
Ayla yapayalnız kaldım.
Yılmadım, her yeni günde yeni bir ufuk aradım.
Gün oldu birbirinden sert fırtınalara yakalandım.
Kimi hasar bıraktı,kimi sadece gözlerimde bir damla tuzlu su
Öyle bir gün geldi ki bitanem inanmazsın.
Ucunu göremediğim bir girdaba girdim.
O an nefret ettim gönlümden
‘Ben bu geminin kaptanı değilm artık
Bak başının çaresine’ demek geldi içimden.
İşte o anda ufukta bir liman göründü.
Uzun süre çıkamadım girdaptan
Çıkabilsem de inanamadım limanın serin sularına.
Ve sonunda çıktım bir tanem.
Son bir gayretle dümen çevirdim limana
Başarmıştım,girdaptan çıkmıştım
Ama hala limanın sularından korkuyordum.
Usulca yaklaştım.
Daha limana girerken tatlı bir rüzgar vurdu yüzüme.
O an anladım bu liman kim bilir ne zamandır beni bekliyordu.
O da kimbilir ne kadar yorgundu buraya gelip gidenlerden.
Karar verdim.
Buraya demir atacaktım.
Attım da birtanem
Yüreğine demir attım.
Dingin bir liman olan yüreğine,
Yüreğimi ısıtan gözlerine demir attım.
Ben bu limanın kaptanı oldum artık.
Ufuklara artık buradan bakıyorum.
Yıldızlar da başıma üşüşmüyor,ay da aydınlatıyor artık
Yüreğinle dünyaya bakıyor
Onula ufukları görüyorum.