Kapı ile durak arası on metreydi,
Bir kedi koşuyordu durağa doğru …
Sanki otobüs gelmişti
Filan yerden ...
Bir düşündüğü vardı çiçeklerin köpekli kadının ardında
Sarhoş kahkahaları
Hele hele onların iğrenç bakışları
Tıpkı ateş üzerine yağan kar gibi
Eriyip gidiyordu ...
„Dur be adam...” demek istiyordum ;
En uzaktaki, el kol işareti yapan
Kırk iki yılını hiç etmiş birisine…
Hele onunla bir olan
Kırk sekizlik, elli beşlik ve daha daha
Birileri...
Sanki maske takmışlardı
Gençlik çehrelerine…
Alabildiğince hayatı sarıyorlardı
Bir gün, bir hafta, bir ay şeklindeki
Makaralara...
Dayalı döşeli odalarda
Dev aynası karşısında
İçkisini yudumlayan birisi
Oltasını atmış
Küçük bir su birikintisinden
Beni çıkarıyordu...
Silkelendikçe yıllar
Dalga dalga uzanıyordu
Birinden diğerine…
Bir örümcek ağı şeklinde
Asırdan asıra uzanıyordu
İlahî bekleyişler...
Ve bu sırada
Ateş üzerine kar yağıyordu…