yine bir damla yaş geldi sadece,
ayrılık yine çaldı kapımı saat 8 de,
kana kana içtim acı suyunu yalnızlığın elinden,
bir sevgi sözünü bekledi kulaklarım, duyamadım...
gözlerim dudaklarında idi, öpemedim...
aklım yine ellerinde idi hep, dokunamadım...
zehire çalınmıştı sanki her sözü,
yıprandım, ezildim, incindim.
bir farklı idi bugün bakışları,
ne nefret, ne de sevgi
bir anlam ifade etmiyordu donuktu.
dikkatle izliyordum her hareketini,
beş duyum çalışır oldu birden,
ilk kez bu kadar yorucuydu onunla konuşmak,
yoksa konuşamamak mı ?
sanki cellatın vurmasını bekler gibiydim.
kendimi dar ağacında gibi hissettim birden.
yalanmıydı söylediğim sözler ?
yoksa az mı geldi ona olan sevgim ?
her son kelimemin arkası geldi.
bitmesini istemiyordum birtürlü inanamadığım bu konuşmanın.
sonunda belki bir sevgi sözü gelecekti belki de bir gülücük.
o beni terkederken, ben sadece gidişini izledim.
sanki bir parçamı da kesip almıştı yanına.
halbuki kötü bir yere değil sadece sevdiği kişinin yanına gidiyordu.
neydi bana bu kadar koyan ?
mutlu olması mı, yoksa benim mutsuzluğum mu ?
yaşanacak şeyler vardı hayali kurulan,
verilmiş sözlerimiz vardı yarım kalan.
bir defa daha yedim o tokatı
saat tam 8 de.