''Yıllanmış bir hüzündür seni sevmelerim,
Kinle katışık mazide büyüdük seninle,
Bu yüzdendir gülünç ayrılıklarımız.''
Seni iyi bilirim,
Eminönüde limoni sırnaşmalardan,
Otobüs duraklarından kalma elvedalardan,
Avucumun haritasındaki kıvrımlarda
durur hala terinin açtığı derinlikler.
Gelen görücülerin korkusundan
uçuk atan dudalarını,
''Seni seviyorum'' banallığındaki çekingen duruşlarını İyi bilirim.
Seni iyi bilirim,
iyi değilim...
Hasta bir sabahtan kalma öpücüklerini,
Kötürüm bir geleceğe gebe buluşmaları,
Ve bitirim kahkahalarımızı iyi hatırlarım.
Sen beni bilmezsin,
Gece yarıları yazılan şiirleri,
Meçhulu malum,
Faili yağlı boya bir tabloda saklanmış,
Nü yalnızlıkları bilmezsin.
Bir göçmen kuş sürüsünden firarım.
Bu mevsim neden coğrafya kitaplarına girmedi,
Anlamıyorum...
Yoksa aşkın tarihine mi küsmüş birileri?
Hazan yakın,
Kıt kanaat beslenen bulutlar
Yağmuru yükleyip de beline
Hamallık mı ediyorlar romantik dakikalara.
Seni iyi bilirim,
Biraz bilimsel,
Azıcık ta bilgi gündelikçisi edasındaki sevişlerini,
Aşkın deneyi olacaktı,
Kobay da ben oluyordum çaresiz,
Ne de olsa çok gerçekçiydim...
Sen beni bilmezsin,
Hele yolcuklarımı...
Nur Dağından geçişimi,
İzmir ziyaretinden kalma efeliğimi,
Adanalı delikanlılığımı anlamadın sen.
Oysa ben seni iyi bilirim!
Bir duble anne korkuun,
İki litre baba şefkatinden yoksunluğun,
Yarım porsiyon da çevre baskısı dedin de,
Otuz yıla mahkum ettin aşkını...
Ben seni iyi bilirim,
Sen beni iyi bilmesen de olur...
Biraz geç oldu ama,
Biz tanışmayalım,olmaz mı?