MÜSTESNA BİR GECEDE YAKARIŞ
|
|
Eli boş gelmedik Rabbim huzura,
Eli boş çevirme eşiklerinden...
Yıkanmış bebeklerin
Yemyeşil bir yaprak gibi nûra,
En mâsum mışıltılarıyla
Beşiklerinden.
Odalar ışık, odalar duâ.
Bir hayat bahşeyle
Ğufrân bulutlarından,
Yepyeni bir hayat...
Temmuz dağlarımıza;
Yağmur duâsında gibi kapılarındayız.
Odalarda bekleşmeler,
Sırılsıklam ‘Âmin’ lerin kokusu,
Temcitler yükselirken
Gökkubbe doluncusu.
Kandillerde cümbüş var
Tam bir ğufrân tablosu.
Ve Sana hasret yığınların,
Ve Sana hasret
Sedef yüzlü bir sürü kuzu...
Fakat nerde rahmetin,
Sicim sicim çeşmeler?
Göversin, Allah`ım, rahmetinle
Göversin odalar, evler.
Nabzoldu duâlarımız
Kalplerimize.
Lütuf gecesidir,
Lütfunla nazar kıl,
Lütfeyle bize.
Amansız yağmur gibi
Buram buram mağfiretini
Rabbim, sağ üstümüze.
Ki, susuz topraklar gibi
Yanıktır yüreğimiz.
Ve Sen Rahîm`sin, Rahmân`sın,
Solan yapraklara renk veren,
Ölü gönüllere cânsın.
Bin türlü âhın zikzakları var
Alınlarımızda, şakaklarımızda.
Yoksa da bir kumrunun Sana pervazı kadar yakınlığımız,
En Hüsnâ isimlerin ezberi dudaklarımızda.
Seninle dopdolu şahdamarımız;
Salınır bir dal gibi
Avuçlarında nabzımız.
Karanlıklar içinde ararız
Bir çıkış yolu;
Âsûde duâların,
Perişan münâcaatların kabul olduğu,
Bir istikbâl gibi,
Nûrlu bir beldeye
Kutlu bir akış yolu...
Fakat ey Kadîr Mevlâ`m!
Tıkandı yollarımız,
Budandı kollarımız,
Senin nûrlu beldene
Artık gelemez olduk.
Çöktü kara bulutlar,
Kıt`alar boyu üstümüze,
Asırlar var ki
Kendimize gelemez olduk.
Musluklar damla damla
Boşaltır katranları,
Bozbulanık akmada
Harem`de Zemzem bile.
Hasretiz Yüce Rabb`im,
Hasretiz Mekke`ye, Medine`ye,
Ravzâ`da buram buram
Yükselen Sevgiliye.
Esir kıblem,
Kutlu Mi`râç beldesi...
Râzı değil çektiklerine
Emin ol ki şu sînem.
Yok bir sahip çıkanın
Senin engin yasına,
Leş kargaları konmuş,
Gördüm, kutlu başına.
Yol ver Rabb`im,
Bir çıkış yolu,
Kudüs`e akış yolu;
Duâlarla donansın
Orada ellerimiz,
Göversin nakış nakış,
Secdelerle süslensin
Seccâdelerimiz.
Melekler kıskansın
İbâdetlerimizi.
Bir çıkış yolu, yâ Rabb,
Her şeye Kadîr Sensin.
İçimizde kol gezer
En düşmanca duygular,
Düşmanca duyguları
Rabb`im, bizden kaldır at.
Kök saldı özümüzde
İhtiras çiçekleri,
Şöyle insanca bir ömür,
Ve kardeşçe yaşat.
Arılar serseri hep
Ballar duâda.
Bülbülü şakımıyor,
Dallar duâda.
Uğrunda battı amma
Bır nûrlu gemi,
Sana varmak için
Sallar duâda.
Meylimiz var Allah`ım,
Meylimiz var günahlara.
Şu günah yollarını sevdirme bize.
Bu mübârek akşamı yol kıl,
Yol bulalım
En nûrlu sabahlara.
Bir müstesnâ gecedir
Ki, hayırlı bin aydan.
Esmân hece hecedir
Sığınaktan, saraydan.
Bir baştan bir başa yerler
Gök ehliyle şerefli,
Bir baştan bir başa
Semâ,
Duâlarla müzeyyen.
Duâlar, kanat kanat
Binbir bereketin
Ezgisi söylenirken...
Ve iklimden iklime girdi kâinat.
Yâ Rabb, bu ne bilmecedir,
Bu ne muammâ?
Dillerimiz yapışık kaldı
Hep damaklara;
Duâ duâ adını heceledik:
“Affet Yüce Rabb`im lütfunla bizi”
Masmavi değil,
Nûrânî bir gökkubbe altında
Yâdınla geceledik,
Gök yüzünde unuttuk ellerimizi.
Babamın öksürüğünde düğümlü
En içten ‘Âmin’ ler,
Annemin göz yaşında berraktır dua.
Ve hevenk hevenk nûr
Şafağın aydınlığınca.
Serpmede iksîrini burcu burcu
Üstümüze,
Fâtiha`lar, Yâsîn`ler.
Karanlık,
Bu gece daha bir duru,
Daha bir billûr.
Sağnak sağnak ağlarken her bir günahı,
Damar damar tıkadık yolunu
Nefretin, kînin.
Sen irşâd etmezsen, Allah`ım,
Şaşkın kulunu, azgın kulunu,
Yetim kalmaz mı mücellâ dînin?
Asırlar var ki sustum,
Susturdular nûrsuzlar.
Nefretimi, kînimi bu gece
Kustum,
Boğulsun diye onursuzlar.
Azîz iken zelîl olduk,
Zelîl ettiler.
Sağ idik, alîl ettiler.
Bozuk para misâli
Harcandık gittik;
Bir hiç uğruna, Rabb`im,
Sebîl ettiler.
Bu gece inenler, inecekler aşkına,
Rûh-u Nebî, Cebrâil ve melekler aşkına,
Yâ Rabb,
Katında kabul gören o dilekler aşkına,
Nakşeyle kalbimize
Sen Kur`ân`ını,
Kur`ân`sız kalmayalım.
Yudum yudum içir
Bu sevdâ iksîrini,
Dermânsız kalmayalım.
Vatan aşkıyla yandır bizi,
Vatansız kalmayalım.
Tüy tüy, kanat kanat
Mekânsız kalmayalım.
Duâ kesilsin ellerimiz,
Rahmet-i Rahmân`sız kalmayalım.
Aşk ver, ışık ver;
Rûh dünyamızda
Âsumânsız kalmayalım.
Vuslatını tatdır bize,
Hüsn-ü ânsız kalmayalım.
Nihâyetsiz cürme bedel
Eksik etme ihsânını,
İhsânsız kalmayalım.
Yaşanır gündüzleri
Güneşsiz iklimlerin,
Gün ver ışıl ışıl,
Aydınlık ver, Rabb`im,
Lemeânsız kalmayalım.
Bir ağlamak hissi ver,
Vicdânsız kalmayalım.
Burcu burcu, kâse kâse,
Ebr-i nisansız kalmayalım.
Şu dünya dehlizinde
Dostlarını dost kıl bize;
Yarınlarımızda yâransız kalmayalım.
Ufuk ufuk, nefes nefes
Eksilmesin o nûrlu ses,
Ezânsız kalmayalım.
Ecdâdıma kıldın nasîb
En kutlu beratları,
Bir berat ta ver bize,
Nâm-u nişânsız kalmayalım.
Göklerde kayda değer
Destânsız kalmayalım.
Cihad meydanlarında
Merd-ü civânsız kalmayalım.
Eğilsin aşılmaz! sûru küfrün,
Er gönder,
Kahramansız kalmayalım.
Bin türlü âha bedel
Bandır Allah`ım bandır
Mağfiret iklîmine.
Ve nasîb et şahâdeti,
Îmânsız kalmayalım.
(1991)
nizamettin saltan 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|