-Hişt!. Uyuma aslanım, patrona bir “pardon” de.
-N’aptım ki abiciğim?
-Sen olsun de, yine de.
Anlamadım hem birde suçun mu olacaktı?
Birazda yavaş konuş, az kalsın duyacaktı!
Anlaşılan sen burda daha çok acemisin,
Burası Büyükşehir, sen onların yemisin..
Görünce yüz metreden, başını eğeceksin,
Sesini yükseltmeyip, “efendim” diyeceksin..
-İyide, Bekir abi, fasığa da denir mi?
Hem, bu lokma kocaman, çiğnemeden yenir mi?..
-Hıh, aklına şaşayım!. Dedik ya; “Büyükşehir”,
Burda madde konuşur, sen damlasın o nehir,
Hem dininden sana ne, fasık yada münafık,
İsterse kafir olur, hadi karar ver artık:
Keçiliği bırakıp koyun mu olacaksın?
Yoksa firar ederek işsiz mi kalacaksın?
-Ustacığım, hiç mi yok başka bir alternatif?
Lakin, iki senedir görmedim insiyatif.
Bak hala yapılmadı aylar oldu sigortam,
Her yerde hakkım yendi, delirtti de bu ortam!
Yine de hep sabrettim, gıkım bile çıkmadı!
Şu da var; ne zaman ki gırtlağıma dayandı
Bir saniye durmadan şapkamı alıp gittim,
Ama hep rezil oldum, yoruldum, artık bittim!..
“Sebatsız” diyorlardı, geçenler hesabettim;
Kırk yerde çalışmışım!.Sustum, ne diyecektim...
-Kes artık!..Başım şişti, yeter bu edebiyat!
Sana şu son öğüdüm: Patronuna bir beyat
Et ki, tanımayasın ne kederi, ne yası,
N’apalım kader böyle, dünya geçim dünyası...
-Al işte tepem attı, kırk bir olsa ne yazar!
Çekip gitmeden önce sana bir çift sözüm var:
Eder misin acaba şu halinle bir akça?
Bukalemun gibisin, öğüdünse ahmakça!
Eline su dökemez çok yürekli bir tavuk!
Hadi bana eyvallah, yalaka ve dalkavuk!..
Nisan’93
Ali Tosmer 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|