Gâh sürünür şu gönül, gâh yürür emeklenir
Amma en son sırtına ne tümsekler eklenir
Mesut olur kimi gün, kimi gün ağlar durur
Gördüğü pembe rüya dert olur tümseklenir
Bir bakarsın incelir haddeden geçmiş gibi
Gâh olur lokmalardan şişlenir göbeklenir
Fakra düşer, el açar, şükrü yok Mevlâ`sına
Fakrını izhar eder, kul gibi köteklenir
Âh talihsiz bu gönül, bir bakarsın baht gülmüş
Baht bile serap olur, itilir kösteklenir
Baş köşe yerleridir bedmâye nebatların
Bu bağda asâletsiz ayrıklar desteklenir
Düştümüydü bir defa elinden tutmak ta ne
Tutulmaz da elinden, bir daha iteklenir
Bizim kuzu pek arsız, kurd ile hemdem olmuş
A salak kuzu, kurttan, çakaldan ne beklenir!
Bir şey yaptık denilmez aşk-u sevdâ namına
Neyi bekler şu gönül, hâlâ mı sineklenir?
Tesiri kalmaz bir gün, korkulu rüyaların
Kuzulup kalan gönül, doğrulur yüreklenir
Bir tuhfedir bu bizden, Nizamî, yârenlere
Nevgazeller dillerde güllenir, çiçeklenir
(1991)
nizamettin saltan 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|