Efkarım dinmiyor
Dağlarda dolaşıp ağaçlara tırmansam
Bir düdük yapsam yapraklarından
Sonra,sonra pürleri toplayıp yaksam
Dumanı üstüme çökse
Bir ağaç kovuğu bulup otursam
Güneşin kızıllığı suratıma vursa
Gölgemle oyun oynasam
Dikenler kollarımı tırmalasa
Kanım aksa
Kanım aksa da,
‘Bir gün mutlaka...’
Bu dağlar benim olsa
Bastığım her adım toprak adımı ansa
Dereler çağlasa
Yol açsa bana.
Ve bir gece ansızın yağmur yağsa
Yaprakları kımıldasa ağaçların
Dökülen damlalar göz yaşlarım olsa
Deryalarda değil
Çöllerde susuz kalsam.
Ve bir gün,
Ve bir gün düşünü kurduğumda bu hayalin
Zaman çok geç olacak artık
Bense elimde bir baston
Dermanım kalmayacak bu dağlarda gezmeye.
Keklik gibi sekmek vardı bir zaman
Gezmek vardı,gülmek vardı
Gülmeyi bile unutsam
Gözlerim engin selleri geçse
Aldırma desem
Aldırma bu hayata!
Ve bir gün,
Başım dik yürüsem
Derdimi paylaşacak biri olsa yanımda
Derdime dert katacak değil
Geçmişi düşünsem,geleceği değil,
Çünkü umut yok yarınlarda.
Ve bir gün,yağmurda ıslanıp
Damlalar yanaklarımdan aktığında
Arkama son bir defa bakıp
Ay ışığında yürüsem karanlık sokaklarda
Paltomdan başka hiçbir şeyim olmasa.
Ve bir gün,
Ve bir gün,
Issız bir ağaç kovuğunda kimse duymadan öldüğümde
Üzüntüsünden yapraklarını dökse ağaçlar
Ağlamaklı olup dereler kurusa
Dikenler bile batmasa artık.
Güneşin kızıllığı suratıma değil
Bir ağaca vursa
Gölgesi ben olsam
Mezar taşım ardıçlar olsa
Kim bilir!
Şu dünyadan göçüp gittiğimde,
Üzülen sadece ağaçlar olacak!
Cihan AYRANCIOĞLU 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|