karanlığın seyir defteri (yurt hatırası)
|
|
Katıksız bir ayrılıktı,siyah geceler
gözlerde yangın,ateş kusardı yıldızlar
mehtap bir muamma resim düşlerde kalan
her yağmur damlasında kırılır umutlarımız
günahlarımız dökülür avuçlarımızdan
sağnak sağnak
bir ihanet filiz verir de
kurşuna dizilir mutlu yarınlar
çığlık çığlık imdatlar gelir yüreğime
ay solgun, güneş yitik
firari saatler,mülteci kaçışlar gözlerde
bir yorgun savaşçı düşerim yollara
sözde sonsuzluğa
gecenin karanlığına
en mahrem sevdalara kanat açarım
acıyı yüreğimle yaşarım ben
Gün gelir salıveririm kendimi
batık gemiler gibi kurtarılmayı beklerim
dalgalar vurur,
karaya oturur duygularım,nefesim kesilir
inadına ağlarım yağmura.
Dostluklar ararım ranzaların soğuk yüzlerinde
el değmemiş,saf ve masum
gereksizce yazar,sayfalarca düşünürüm
her kelimede binlerce kez ölürüm
Işıl ışıl göz kamaştırır sahte dünyaların
yalancı güneşleri
yağmura bakarsın bir su duruluğunda
sebepsiz yanar,
adım adım hasrete kanarsın.
Dışarı vurulmayan depremler yaşadım
sallandım,yalvardım,uzadım ölüme
ürkek kaldı,yetim bırakıldı gözlerim
ve sözlerim
sebepsiz oldu,soldu hayatın rengi
ağlamak geldi,durdum;
ranzaların tedirgin bakışlarında güldüm
gülüp geçtim intikam alırcasına zamandan.
Herşeye rağmen tutarsız bir sevda oyunuydu
müebbed yalnızlık kaderim,
çöker omuzlarıma yılların yorgunlugu
çöker ölüm sessizliği
toprağa yaklaşırsın an be an
ben bilirim;
korkarak uyanırsan düşlerden
kırılırsa dalların
ve beklentin kalmazsa hayattan
son bir çare kalır,
ranzaların ölüm kokan tenlerinde.
Giderim,
ölü bir deniz ihtişamıyla karşına dikilir ruhum,
ben giderim,
sesinle,soluğunla ve ölesiye sevdalı
bu gece bu kadar
bu gece ölüm
bu gece sancılı bir doğum
bu gece yeni bir gün
hoşçakal,
hoşçakal umudun yeşerdiği toprak
ölüm gözlü sevdalı
HOŞÇAKAL
16.11.2000
Perşembe
RIZA DOĞUALP 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|