Şıpır şıpır akan bir ırmağın kenarında ol ;
Hem de ne sakin ...
Ne sazları ürkütür ,
Ne de üstünde yüzen rengarenk kuşları .
Binbir boyun bağı üzerlerinde ,
Sanki taktığımız süslü atkı .
İki adım arayla yüzerlerde
Birbirlerine bakamazlar ; kavuşamazlar ,
Parlak cam gözleri yaşlı !
O ırmağın kenarında ol ,
Yatağı sevdalı ağaçları ayıran .
Dallarını uzatırlarda
Birbirlerini tutamazlar ; kavuşmazlar ,
Mağrur sert bedenleri eğik !
O ırmağın kenarında ol ,
Çıtır çıtır çimenleri ezen ayakları duy !
Ses narinliğimi taşısın beynine .
Vücudum rüzgarla birlikte hareket etsin ,
Dallar ve çiçekler boyunlarını eğsin ,
Ulu ruhum bir ateş gibi girsin beynine .
O ırmağın kenarında ol ,
Ellerim suya batıp çıksın ; dinle !
Taze yaprak gibi nemli , hayat veren bu elleri .
Bu ölümsüzlüğümü taşısın beynine .
O ırmağın kenarında ol ,
Yüzüm suya yansısın .
Su sana ....
Gör fıstık yeşili saçları ,
Yıldız ışığı gözleri ,
Kör etsin seni !
............................................................
O ırmağın kenarında ol ,
Kökünde durduğum ....
Sana gülleri atacağım , bekle !
Ne kırmızı , ne pembe , ne sarı ...
Sana mor gülleri atacağım !
Ruhları kasvet , durgunluk taşısın beynine .
Pan'ın dindirilemez çoşkusunu hissetme !
O ırmağın kenarında ol ,
Gülleri taşıyacak sana , parçalarımı ...
Taşlara çarpa çarpa gelecek tohumlarım , topla !
Mor güller özüne taşınsın ;
Kokuları genzini yaksın ;
Damarlarına bir ateş koyverip patlatsın !
Tek tek al eline ,
Göremediğin dikenler kanını akıtsın .
Acının yaşlarıyla masum çimene aksın .
Ama sen yine de topla !
Haykırışım zalim kraliçeyi taşısın beynine.
Sonra yat bu mor , kırmızı , yeşil içine ...
Ve o ırmağın kenarında öl !