Hatırlar mısın yavrum,
Çizmiştin sarı karalama defterime.
Uzun kuyruğuyla, güleç gagalı;
Adile Naşit’ in çilli horozunu.
Artık o horoz gülmüyor!
Gittiğin lanet günlerden beri yeni avlarına koşarak.
Çilliyle beni baş başa bırakıp kaçtığın,
Yüzündeki o renksiz, umarsız, tükürülesi…
Kalbinin aynası demir maskeyle.
Karanlığı üzerimize kilitledin, yazık.
Bütün gün çilliyle oturup dertleşiyoruz.
Üstelik Adile Naşit’ in öldüğünü de söylemişsin, giderayak, çok yazık!
Hiç durmadan ağlıyor…
Ağlamasını bilmeyen, şarap çanağı gözlerimin yerine de.
Bari yağmur bulutlarını kovalama…