Anlatamadım anlatamadım.
Ben sevdamı, sana anlatamadım.
Hep baktım, geçen o deli zamana.
Ben, Zamanı yakalayamadım.
Bazen bir rüzgar oldum.
Bazen de bir dalga,
Ve hiç durmaksızın vurdum kıyılara.
Bazen hüzün yüklü bir bulut.
Bazen de mor kanatlı bir turna,
Senin hasretinle uçtum diyardan diyara...
Sense hep yağmurdun benim için,
Her gece yarısı gönül çölüme düşen.
Bir goncaydın,
Açmak için ay ışığını bekleyen.
Ve bir yasemin,
Hüzünlerinle yalnız beni kahreden.
Anlatamadım anlatamadım...
Seni görünce kederlerle dolardı gözlerim.
Vücudum titrerdi, donardım.
Gülüşlerim yalandı.
Hep gece yarısını beklerdim,
Göz yaşlarımı daha fazla saklamamak için.
Ben gece yarılarını beklerim,
Yüreğimdeki çığlıkları bırakmak için.
Islatırdı göz yaşlarım gecenin karanlığını.
Sırılsıklam olurdu gece,
Sırılsıklam olurdu,
Yollar, camlar, geçen yıllar...
Daha sonra bir ses yayılırdı,
O ıssız, sis kaplı şehre.
Bir hüzün gelip konardı,
Varoşların yüreğine.
Ben susardım susardım,
Gece ağlardı.
Ben susardım susardım
Gök yüzü çığlıklar atardı
Anlatamadım anlatamadım...
Her gece yarısı ruhum,
Ayrılır bedenimden seni arar.
Her gece yarısı ruhum,
Yaralı bir kuş olup, sensizliğe uçar…
Sanki yüreğim yerinde değil şuanda.
Şuleler sarıyor bedenim.
Biliyorum biliyorum,
Yok oluyor yüreğim karanlıklar ortasında.
Biliyorum biliyorum,
Doğmayacak artık güneş,
Beni bıraktığın akşamlara.
Anlatamadım anlatamadım...
Sen bir meltemdin benim için,
Yüreğime hep huzur saçan.
Sen hilaldin,
Dokunulması güç, bakmaya doyulmayan.
Sen sen meneviştin,
Her yağmur sonrası, gökyüzünü saran.
Anlatamadım anlatamadım...
Gittin,
Beni son kez olsun dinlemeden.
Bir kere olsun, yüreğime kulak vermeden.
Şimdi hap solmuş durumdayım,
Gecenin karanlığına,
Bir odanın suskunluğuna,
Zamanın zamansız vurgunlarına…
Ne tuhaf ki, her gün aydınlatırken,
Güneş ışıkları karanlık odamı,
Yüreğimi aydınlatmaya yetmiyor.
Sanki Karadeniz’in o hırçın dalgaları
Kıyılara değil de, yüreğime çarpıyor.
Ben susuyorum,
Susmak çözümmüşçesine, öylece
Sadece yüreğim, yüreğim susmak bilmiyor.
Anlatamadım anlatamadım...
Soldu bütün çiçeklerim.
Yağmurlar yerini fırtınaya bıraktı,
Tuhaf bir yorgunluk var üzerimde,
Rüyalarımda dahi
Senden ayrı kalmanın getirdiği bir yorgunluk.
Bir yaprak gibiyim.
Güçsüz, çaresiz,
Ve hep rüzgarlara boyun eğen.
Durmak nedir bilmeden,
Hep uzak diyarlara savrulup giden.
Aslında ne yaprak rüzgarsız güzeldir,
Nede rüzgar yapraksız…
Zaten bende bir yaprağım, sende benim rüzgarım.
Anlatamadım anlatamadım,
Ben yüreğimi sana açamadım…
Mehmet Ali DÜZGÖREN 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|