Sür arabacı sür
Adım adım yaklaştıkca
Kalbimi paralayan bu şehir
Yıllarca evvel
Bir damla göz yaşıma
Bir damla yaş katmadan
Beni gurbete yollamıştı
Rahmetli anam
O gün bu yolların sonundaki
Boynu bükük çamın dibinde
Bir daha geri dönmeyeceğim
Kalbine doğmuş gibi
Hıçkıra ,hıçkıra ağlamıştı
Zavallı kadın...
O günden sonra,güldüğünden çok ağlamış
Öyle aylar olmuş ki
Postacı bile birdefa olsun uğramamış
Çocukluk...
Unutmuşum anamı bir bulut ilerde
Halbuki onun ruhunda hasret tutuşmuş
Perde ,perde.
Yaza sormuş ,kışa sormuş
Söyleyin nerede , nerede yavrum.
Ne beni götüren gemi
Nede akşam meltemleri
Bir teselli olsun vermemişler.
Ana kalbi bilmeyenler, acı acı gülmüşler.
Ciğerim anam...
Yollarıma binlerce gözyaşı dökmüş
Diz çökmüş, boyun bükmüş
Ve bir kış günü yine hayale dalmış
Öyle bir dalmış ki,
Bir daha uyanamamış
Galiba, o kahverengi gözleride açık kalmış.
Sende bilirsin be arabacı.
Gidipte gelmemek,
Gelipte görmemek ne acı.
Çocukluğumda kalbimi verdiğim bu şehir,
Şimdi her şeyiyle bana yabancı.
Senide dertlendirdim,
Kusura bakma vefakar arabacı.
Beni kabristana giden yolda indiriverde,
Eğer bir soranım olursa
Küsmüş bu şehire,
Bir daha dönmeyecekmiş deyiver....