ONLAR İKİ BEDEN BİR RUH GİBİYDİLER
|
|
| Onlar; birbirlerini küçücük yüreklerinin alabildiğinden de çoook ama çok seviyorlardı ... Oysa kısacık; ama olabildiğince eziyetli yaşamlarında her şey ikisine de adeta aşılmaz birer dağ yüksekliğinde engeldi... Soğukkanlı, kararlı, ama, alın yazılarına da esir gibiydiler hep... İkisinin de düşlerinin, hayallerinin bütününde; eksiksiz birbirleri için hep kendileri vardılar... Gururluydu ikisi de, suskunlardı hep; konuşan ikisinin de yalnızca gözleriydi...Aşılmaz engellerini sis bastığı küçücük zaman dilimlerinde bile onlar; hep sıradan iki dost gibi, havadan - sudan konuşur, aşktan sa hiç söz etmez ama; hep gözleriyle konuşur, hatta delicesine sevişirlerdi... Engeller bir çığ gibi üzerlerine yığıldıkça yığılmış dı; ve onlar o çığın altında tamamen kalmışlar dı sonunda... Kurtulamadılar, ne zaman dı, nasıl dı ayrılmaları, birbirlerinden kopmaları nerede başlamıştı... Bunu ne anlayabildiler, ne anımsayabildiler ikisi de... Bedenleri toprak olmuştu ikisininde; hem de birbirlerinden çok uzak yerlerde... Ruhları buluşmuştu ki, kararlarında kararlıydılar yine... Ruhları Tanrı'nın katına çıktıklarında birleştiler ayrılmasız... Ve dediler onlar : "Tanrım, biz dünyada yeniden aynı bedenlerimiz ve aynı ruhlarımızla yaşamak istiyoruz, ama , kaderlerimiz farklı olamaz mı bu defa ? ..." Tanrı; kusursuz bir eziyet'i; yine kusursuz bir huzura dönüştürebilir değil mi dostlar ? ...
Bayram TUNCA 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|