Fırat’a şöyle bir baktım Anadolu’nun doruklarından
Dert aynı dert, menzil aynı menzil, yolar değişmiş
Bir damla süzülmüş o güzelim yanaklarından
Göz aynı göz, yaş aynı yaş, karlar değişmiş
Büklüm büklüm bükülmüş, yıkılmış kahrından
Dost aynı dost, düşman aynı düşman, silahlar değişmiş
Sürüm sürüm sürülmüş evlatları öz yurdundan
Vatan aynı vatan, kan aynı kan, insanlar değişmiş
Bir çeşme vardı, yokuşlarda susadıkça içerdik
Çeşme aynı çeşme, oluk aynı oluk, gözeler değişmiş
Yaz aylarında solmayan yaylalarına göçerdik
Kervan aynı kervan, iz aynı iz, yüzler değişmiş
Göğe doğru ışıklar kalkardı kabristanlıklardan
Tabur aynı tabut, mezar aynı mezar, ölüler değişmiş
Bir “eyvah” gelir pişmanlık türküsü ile karanlıklardan
Zaman aynı zaman, çağ aynı çağ, diriler değişmiş
Bir sur örmüştük cehalete karşı yıkılmaz
Dert aynı dert, çıban aynı çıban, çobanlar değişmiş
Hep yüreğimde geleceğe umut vardı, kırılmaz
Vaat aynı vaat, yemin aynı yemin, yalanlar değişmiş
hasan mahir 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|