nicedir yol verdik sevdalara
aynalar bile korkar oldu
yüzümüzdeki manayı yansıtmaktan
yalnızlıĝımı çalma benden vaveyla
sessizliĝimi koparma benden
dudaklarım titrek anarken adını
bir çift pranga düşer ayaklarıma
buhranlar sarar da dört yanımı
sen tutsaklıĝıma aĝlarsın
ben se senin yokluĝuna
sen dur vaveyla, ben aĝlarım
sen aĝlarsan tomurcuklanır öfkem
çoktandır yol verdik sevdalara
hazan mevsimindeki bir yaprak gibi
bir bir savrulduk rüzgarın öfkesinde
ateşin heybesine saklanmış buz gibi
damla daamla eridik azap içerisinde
hayatımızla tanımladık yeniden sevdayı
gözlerin namlusuna sürülmüş yaş
yada yaĝlı ilmek geçirilmiş baştı
beraber bulutlara ektiĝimiz sevda
vakit dar, güneşe gitmek gerek
heybetli daĝlara konduĝunda
ama sen dur vaveyla, ben giderim
sen gidersen infilak eder yarınlar
kasvetli bakışlarını esirgeme
bilinmeyen bir vakitte gel
acıya boĝma da beni
kezzap dökülmüş saçlarınla gel
çok derinlerdesin, çok uzaklarda
denizlerin yakamozlandıĝı bir akşam
umutlarımı yan cebime koyup
bir buse bile almadan
harcanmış bütün aşıklar gibi
sana gelmek isterdim
dudaĝımda sevda şarkılarıyla
ama korkuyorum...
ölümden deĝil korkum, vurgundan deĝil
köpekbalıklarına yem, yunuslara oyuncak olmaktır
seni savuran korkum
öfkemi sindirerek, gönlüm yaralı
avuçlarımda dua ile bekliyorum
sarımtırak bir ölümün kollarında
kıvrım. kıvrım giden hayallerimle
çöllerde toy bir atın nal sesleri
ve toz, dumanla karışık
yorgunluĝu birikmiş bir seyyahım
serabını olsun görmek isteyen
gözümde kan, içimde fırtına varken
gölgenle istanbulu adımlıyorum
boĝazı görmeyen bir gecekondudan
ne kadar da sefil görünüyor hayat
neden aydınlıĝa raĝmen gündüzler
geceleri aratıyor vaveyla
denizler neden çaĝlayan gibi
çivisi çıkmamış sevdalar aşkına söyle
kar neden kara vaveyla
tümsekler neden daĝ olur apansız
sana yaklaşmak istediĝimde
şimşekler çakar, gökleri parçalar da
gök bile gürüldemekten acizken
nasıl kavuşurum ben sana
siyah-beyaz bir hayatın penceresinden
renkleri seçememenin suçlusu kim
kim ayırıyor mecnunu leylasından
senden kalan bir tutam dikeni
gül diye alırda gönlümü kanatırım
seni sevmek ölüm, zifiri karanlık
ama yılmam, herşeye katlanırım
inan bir bakışın öldürür beni
yine mayınlı ellerinde canlanırım
umutsuzum sanma sakın vaveyla
senin de yüzünde güller açacak
gülücükler yeşerecek
gözyaşlarının bittiği yerden
gidişini göreceğiz hasretin beraber
ve gelişini özlemi çekilen hayatın
dayan, bitecek acı ve keder
kavuşmaya beş kaldığında saatın