Bu ne bir hahat hikayesi,nede bir sitem.
Belki gerçekçi, belkide hiç bir zaman içerisinde duyamayacağınız kadar yalan,
Ama yinede,yaşanası güzel olan dünyanın arka yüzündeki bir parça.
Ve paramparça...!
Bir Ekim akşamı gelmişim dünya'ya,
Üşümenin sınırının olmadığı sisli,ıslak sakakların ardında derme çerpme bir gece kondu'da.
Rüzgarın bir duvardan geçip, diğer bir duvar ötesinde çıktığı;
Bayramlardan Kurban, Alardan Ekim...!
Bir başka gece ve bir başka geceyarısı..
Hani derler'ya çok iyi hatırlarım diye,
işte bende tıpkı dün gibi hatırlarım.
Mahallemin insanlarını, yaşadığım küçüklük anılarını ve birde geceleri şarap şişesiyle gelen babamın dayaklarını;
Çok iyi hatırlarım burnumda bir dalya sümükle çaldığım simidi,
Arkadaşlarımı ,dostlarımı,Aşk'larımı ve birde ihanetlerimi;
Ben çok iyi hatırlarım dedim'ya.;
Hani o mahallemin insanlarını,
Gündüzleri geceden kalma varoşluğun kokusunu,
Geceleri ise kaldırım çiçeklerinin direkler altındaki fısıl,fısıl konuşmalarını.
Kısacası yiyecek bir lokma uğruna, niceden nicelere satılmış et pazarını.
Hani nasıl anlatsam derler'ya..işte öyle
Anlatılması dahi başı sonu belli olmayan bir hikayenin,
Bir varmış'la, bir yok'muşla bitmeyeceği,
Güzelliklerin geride bırakıldığı,gençliğin ise dün ile bügün arasında anımsatılması gibi.
Bir başka gecede, bir başka geceyarısında,
Ekim ayında ve bir başka direkler altında..
Bir Varmış ,Bir Yokmuş...!
Fikret ÇELİK 21.07.2006 Saat: 00:00
|
| |
| |
|
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|