Azad bilmeyen köle olarak
beni esir eden
Şehrin kudurtan vitrinleri...
Akrep ağu koydu yörüngemize,
Örs üstüne düştü bütün başaklar.
Kendimi bulunca kitaplarda,
Ceplerim dolu bahar,
Sevdam gem vurulmaz kısrak,
Şerefelere koştum;
Barikatlar...
Gökdelenler, %'li hesaplar,
telsizler...
Mescid-i dırar, havra, paskalya
Boğazımda yağlı halat:
Madalya...
Ah!.. dilimin ıslaklığı yetmiyor
zincir yalamak için.
Gözüm, filiz sulamak için yetmiyor.
Horozlar gün doğuruyor (durmadan)
Fecr-i Kazib...
Dağlar fare doğuruyor,
anneler aslan doğurmuyor.
Acının morsu gergeflere düşüyor,
Gecenin kanadına kurşun düşmüyor.
Bir kurşun düşüyor gönlüme...
Niyazi KARABULUT 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|