Kapkara kara bir yılan
Kızıl ağustos sabahı çıktı yuvadan.
Uzundur karayılanın yolu
Bitmez siyah bulutlar içinde öyküsü
Söylenir elemli odalarında
Yanık Ali'nin sevda kokan türküsü.
Gidiyor başakların şakalaştığı sapsarı bir ormandan,
Kaçıyor bozkırları alev alev yakan bir tufandan..
Mazi yiyor atiye uzanan zehir dolu dişleri
Acı ,acı ötüyor hasret türküsü çatal tıslamalarında.
Güneş gözleri yalıyor alev kokan tarlaları,
Dans eden periler gibi oynuyor demirden halkaları.
El sallıyor tarlalardan güneş yüzlü yorgun kızlar
Alırken karayılan sessizce yol ufkun kara bahtlı gizemine
düşüyor çapalarından sevda dolu umutlar.
Issız gardan bir gelin biniyor duvağında ak umut
Hayata başlayan yeni yazında duygular ki sımsıcak
Yeşerir kalmaz yarım,Sevda dolu bu kutsal yolculuk
Gönlünde nice mutluluklar/yarınlar umarak.
İşte şirin bir köy,toplanmış köy odasında eski yürekler ;
Görülünce karayılan, koşturuyor ardından naif bedenli çocuklar.
Savruluyor sanki sırtından acı bir haber gibi
İstikbale yazılmış mektuplar gibi simsiyah pullar.
Kıvrılarak aşıyor ulaşılmaz yüce dağları
Aşarken tir-tir titriyor çelikten ayakları
Nefes almak için durduğu her yerde ,
Bir nisan sabahı gibi canlanıyor umutlar,
Siyaha dönen camda ,perde ,perde.
Vatandan uzak, bir garip can veriyor !
Siyah sırtının karanlık tahta odalarında
Yeşil ışık yol veriyor,yol almak için el-eman
Ulaşıyor haberi garibin,sıcak bir yaz sabahında.
Kesiyor karayılanı siyah uzun bir bıçak gibi tünel
Çırpınıyor başı kopmuş bir canavar gibi
Odalarında bitmeyen binbir türlü emel
Sonu gelmeyen serüveni okur gibi.
Karayılan karayılan ;
Vargit yolun açık olsun !
Karanlık odaların hep umut dolsun,
Vardığın beldelere bizden selâm çok ama
çok selâm olsun...
ibrahim zarifoğlu 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|