Akıl kaldı mı ki, serde dün akşam,
Hüznün feryat figan nidası vardı...
Bilsen ki düşerken, derde dün akşam
Ferhat’ın her yerde sedası vardı:
Güzelin çirkine edası vardı.
Beyhude geceden yadı gelmeden,
Mehtapta süzülen adı gelmeden,
Usulca bir buse tadı gelmeden,
Dün akşam zulmünden hedası vardı:
Güzelin çirkine edası vardı.
Yasemen kokulu gizin üstüne
Öfkeye düş sürüp, izin üstüne
Baş koyan ben miydim, dizin üstüne
Dün akşam bir aşkın gedası vardı:
Güzelin çirkine edası vardı.
Asabım şahlandı, ağlar narına
Gök hançer bağrımı dağlar narına,
Anılar ardınca çağlar narına,
Dün akşam bir devrin fedası vardı:
Güzelin çirkine edası vardı.
Avuç avuç hasret, kül ister benden
Tan vakti bülbüller, gül ister benden
Dün akşam Azrail, ‘öl’ ister benden
Çöllerin güllere vedası vardı:
Güzelin çirkine edası vardı.