Çocuktum, sorarlardı döndüğümüzde sılaya
“Nerede oturuyorsunuz şimdi?”
Ezberlemiştim çocukça, söyleyiveriyordum bir çırpıda:
Uşağın Eşme kazasında!
Ne ben bilirdim haritada yerini
Ne de soranlar... Birkaç ince ayrıntı?...
Boşuna beklerdi kara kıvılcım parlak gözler.
İlk orada tanımıştım çocukluğumu
İlk defa çember çevirişimi, ilk plastik topa vuruşumu
İlk defa harçlık alışımı, ilk sinemaya gidişimi
İlk defa on bisküviye beş kuruş verişimi
İlk defa kırlara kaçışımı, ilk mahalle kavgamı
İlk defa siyah önlük giyişimi korkmadan
İlk defa beyaz tebeşirle kara tahtayı karalayışımı
İlk defa öğretmen dayağı yiyişimi utanmadan
İlk defa fener alayına katılışımı, asker abilerin ardından
İlk defa bir siyasetçiyi dinleyişimi –Süleyman Demirel’di-
İlk defa depremi hissedişimi, ilk tanrıya küsüşümü
İlk defa erkek kalbimle, bir kızın güzelliğini fark edişimi
Orada yaşamıştım çocuk yaşımla...
Sonradan öğrendim
Uşağın Eşme kazasının Anadolu’da
Sapa bir yerde olduğunu, ama
O sapa yerde çocuk yaşımla
En çok ve en güzel ilkleri yaşamıştım.
1969 nere 2002 nere...
Ve otuz küsur sene sonra
Anadolu’nun sapa yerine düşürdüm yolumu.
Çocukluğumu aradım, uzak tepede okulumu
Aslında ne tepe uzakmış ne de kaza büyükmüş
Ama çocukluğum kaybolmuş
asfalt serilmiş sokak aralarında...
Ne bir tanıdık yüz ne bir aşina göz
Artık merkep kokmayan sokaklarda.
Korkuyla, öğretmenimi aradım şehrin bitiminde.
Bilerek yanlış bir evin kapısını çaldım, açan
Emekli bayan öğretmenden
Başka bir kentte yaşadığını öğrendim
öğretmenimin.
Yüreğim ferahladı, yüreğim titredi
İlk öğretmen dayağı yediğim aklıma bile gelmedi.
Kuru yumuşak ellerini öptüm, emekli komşu öğretmenin
Öğretmenimin elini öpercesine...