Ben severim gülmeyi
Ağlamayı da bilirim
Hem de çok
Geceleri ağlarım
Issız çöllerde sesler olur
Duyulmaz belki
Oysa yamacındayım
Sürekli acılar çıkarım
Gözlerine bakar ağlarım
Bir kuşun, kedinin
Hüzün verir kendisi
Sokaktan geçerken birisi
Bakar ağlarım, bu yürek
Hüzün konağıdır yamaçların
Durur orada acılar
Yeri gelince sabaha kadar
Ağlarım
Benzin kokulu çocuklar geçer
Yoksul yatakhanelerin kızları
En çok onlara ağlarım, çocuklara
Yasadışı meyvalar kopar da dalından
Konuşlanırsa yalnızlığın konaklarında
Ve bebeler ninnisinden anaların
Ayrı kalırsa
Ve madenci çocukları
Beklerken yolunu babalarının
Ve varsa hüzün
Varsa ölüm
Ona ağlarım
En çok
Çocuklara
Kar olup gelirim sana
Torosların sıcak rüzgarıyla
Elimde kardelenler
Ve güneş gibi
Ateş gibi, gelincikler
Kançiçekleriyle
Yoksul mahallelerin ortasında yakıp ateşleri
Dört mevsim, sımsıcak
Gül, sümbül ve lalelerle
Mor salkımlarla gelirim
Çiğdem ve menekşeler, hanımeli
kokar
Allı yeşil morlu tarlalardan
Renk renk demet demet
toplar gelirim
Zeytin kokulu baldan tatlı
Deniz bakışlı olurlar
Hepsi
Yarınlarında
Yeter ki hüzün olmasın çocukların
Diye gelirim
Gön:Tamer UYSAL/Halkla İlişkiler Uzmanı/Bursa Büyükşehir Belediyesi
2725124/ dosteli@yahoo.com
KADINLAR
-I-
Dram yüklü bir romandaki sevgili
Yalnızlık çökmüş İstanbul gecesinde
Teni ıpıslak kurumamıştır daha
Son aydınlığı vapurun Kızkulesi
Kumkapı, Galata, Beyoğlu, Karaköy...
Masaları akşamdan sabaha kalır
Bugünkü teri kurur yarına kadar
Sisli bir İstanbul sabahına kadar
Vesikası adıdır hürriyetinin
Hasreti tanıyor musun?
-II-
Tenha köşelerde zamanı geçmiş
Ve tütünün kokusunda solmuş gençliği
Burdur’a erken inen kadını düşler
Alanya’da kaç akşamı ıssız geçer
Yürür şimdi Laleli Beyazıt arasında
Bir İstanbul gecesinde malum kalır
O kadının adını Hicran bildiler
Tanıyor musun?
-III-
Ah sevgili,
tülü soldurulmuş gençliğin
taze çiçeği
Nasıl koymuş böyle ilk sevgili?
Ana yüreği
Çocukta mı kaldı yoksa...
Nesi piç edilmemiş ki
Ömrümüzün
Bir güzel yosma
yürür Taksim’den Nişantaşı’na
Şimdi aynada acı bir tebessüm
Varsın kendini yediveren
beyaz bir gül saysın
adını keder bilmişler
belki o da sevdi
O kadını tanıyor musun?
-IV-
Onları
Tanır gibiyim
dediğinizi duydum
ömürlerinin ilk adımı
kara bir kuytuya düşmüş
ne umutları ortasında
yaralanmış
Tanır gibiyim
dediğinizi duydum
incecik yürekleri
ve hayalleri yolun başında
parçalanmış
Hasretleri, Hicranları ve
Kederleri...
Tanıyor gibiyimin
Değilindesiniz
İçimizden birileri onlar
Hala tanımadınız mı?..
Gön:Tamer UYSAL/Halkla İlişkiler Uzmanı/Bursa Büyükşehir Belediyesi
2725124/ dosteli@yahoo.com
YEŞİL ODALARDA - 3
Bir kurtarıcı yanan
Sıcacık sobanın yanındaydı
Dirseklerini dayadı
Çayını yudumladı ve
Ayaklarını uzattı
Bir kurtarıcı yalan
Çocuğu okutmalıydı, küçük kız
Dersaneye gidecekti
Para lazımdı
Büyük üniversiteliydi zaten
Cebi armağandı
Teyzeden
Bir kurtarıcı kalan
Bombalar patladı, kapkara
Acıyla doldurulmuşlar gibi
Oysa böyle mi olacaktı
Karanfiller dursaydı
Günde beş vakte hazır, mesih
Belki simyacı deva olabilmek için hayata
Ya da Orpheos Eurydike’i kurtarmaya
Kim bilir...
Medetsiz Dağı’nın yedi kat dibinde Hermes
Kaf Dağı’nın tepesinde Zümrüdüanka...
Bir kurtarıcı yokolmakta olan
Bombalar patladı
Hüzünle katkılanmıştır sanki hayat
Böyle mi olacaktı
Karanfiller dursaydı kırmızı
Gön:Tamer UYSAL/Halkla İlişkiler Uzmanı/Bursa Büyükşehir Belediyesi
2725124/ dosteli@yahoo.com
AH İSTANBUL
Yurdum gibi boylu boyunca
Mert ve civandı Adalı’m
Akasya dallarının yeşil aydınlığı örtüyor karanlığını
Ve güneşin ilk ışıklarında gecesi kesiliyor Ankara’nın
Kurtuluş’tan Sıhhıye’ye uzanan Bulvar şimdi ışıl ışıl
Ankara yeni renklerle tanışacak birazdan
Ağaçlar tomurcuğa durmuş sıcak bir sabah yeli
Yaprakları damar damar patlayacaktı besbelli
Elindeki sigarayı sanki körükledi adalı’m
Yüzünü aydınlatan sıcak bir kıvılcımdı çakan
Sözler hiçbir şeye yetmiyor artık çığlığa dönüşmeli
Neler geçmiyor aklından Adalı’nın
Büyük ve kalabalıktır Ankara,
Ah İstanbul!...
Yurdum gibi boylu boyunca
Mert ve civandı Adalı’m
Yıllar bir film şeridi gibi hayalinde
Çocukluğu
Öğretmen bir baba
Haydarpaşa ve İstanbul...
En çok Türkiye’yi
Ve Nazım’ı sevdi, Şeyh Bedreddin’i
Bir de Kuvayi Milliyeyi
Çığlık olur bir gün dedi sokaklar
Ankara , İstanbul çığlık çığlık
İzmir, Adana, Trabzon...
Yurdum gibi boylu boyunca
Mert ve civandı Adalı’m
Mart 1972. Uyandı bir sabah
Uyandı Ankara,
Serçeler uyandı
Ah İstanbul...
Tamer UYSAL/Halkla İlişkiler Uzmanı/Bursa Büyükşehir Belediyesi
2725124/dosteli@yahoo.com
İŞÇİLER
Günün değişik üç saati
Elinde sefertaslarıyla
Bir işçinin işe gidiş vakti;
Yola koyulur işçiler...
Öğle varsa karavanalar
Buharı tüter yemeklerin...
Emeklerinin karşılığında
Akşam olunca dönerler;
Uzun günün yorgunluğu
Hayat...
Kim der ki sabaha çıkar
Öğle ve akşam
Çarklar, dişliler gün boyu
Otobüsler vızır vızır işler
Altında alınterlerinin...
Adları yazılıdır alanlara
Ve umuda
Güzel günler esiri hayal değil
Madenlerden kayıplar vererek
Toprağı işlenmiş tarlalardan
Yoksul kondulardan
Akar gelir işçiler
Tamer UYSAL/Halkla İlişkiler Uzmanı/Bursa Büyükşehir Belediyesi
2725124/dosteli@yahoo.com
GÜNDEMDEKİ
Selam söyle
En güzel şarkıları
Getirsinler
Dizimiz üstüne
Selam söyle
Yaralarımızı sarsınlar
İçtenlikle
Selam söyle
Nesli tükenmemiş insanlığın
Ve kardeşçe yaşamak
Desinler
Yine gündemde
Tamer UYSAL/Halkla İlişkiler Uzmanı/Bursa Büyükşehir Belediyesi
2725124/dosteli@yahoo.com
MASAL KAHRAMANI
Kara kaplı kitabımın
Sen ferit
Masal kahramanısın
Düşlerime yansıyan
Örümcekli zincirisin
Geleceğimin
Umut, barış, biraz sevda
yeter sana
çekil git girdabına
biraz da aşkı tanısak
aşk için ağlamak isterdik
ölümü gömelim
toprağın altına
hep kalsın orada
Tamer UYSAL/Halkla İlişkiler Uzmanı/Bursa Büyükşehir Belediyesi
2725124/dosteli@yahoo.com
BENDEKİ RESİM
Bir elimde resmin var, düşün aklımda
Gelirim bekle, bekle sevgilim
diyen sesin
Yolum sonunda sana düşer diyen biri
Saçımda kırağısı, güller çoktan kaybolmuş
Derdine düştüm şimdi
hayalimdesin
Puslu camından bakıyorum dışarı
O eski kafede duran masa
aynı oylumda
Tek başına bekliyorum seni
Kent bulvarı ıslanmış son yağmurda
Bir kadın yanaşıyor
gözlerim nemli
Bu vuslat beni yakar biliyorum
Belki içime temmuz güneşi doğuyor
Hala durur mu biri sendeki
Kestane gözlerinle bakan resmin
Bende sızısı kalan geriye
Tamer UYSAL/Halkla İlişkiler Uzmanı/Bursa Büyükşehir Belediyesi
2725124/dosteli@yahoo.com
ŞAİRLER
Şairler
En çok kırlara yakışır
Ne kadar çürüdükçe
Ve eski kent
Ancak bir hüznü anlatabilir
Bir de yitikse duyumsadıklarımız
En çok baharlara yakışır
Güneşin yalımlarıyla
Tutabilir ayaydın ışıltıları
Kararıyorsa yarınlarımız
Şairler
En çok aşklara yakışır
Sızısı yürek yarasındadır
isyanlara yakışır
O kadar asi
Ne kadar umarsızsa
İnsan yanımız
Tamer UYSAL/Halkla İlişkiler Uzmanı/Bursa Büyükşehir Belediyesi
2725124/dosteli@yahoo.com
TUTSAK ÇINARLAR
Bir kenti yaralayan nedir, nedir
çağlar devirmiş çınarların şimdi çilesi
Yalnızlığı kayıp çığlığı duyulan üstelik
karanlıklar mı renklere mührünü vuran
yoksa çağların sesi midir kanayan
Islak kaldırımlarında kentin
Telaşlı ve bengili bir çizgidir
Yaşamı sunaklardan geçmiş
Kırık bir ömrün belirsizliğidir
Bensizliğidir biraz da kalan
Hayal kalıp aynasında yansır
Ve silikleşmiş tarihleri yazar
Şimdi çağlara tanık
Tutsak çınarlar
Tamer UYSAL/Halkla İlişkiler Uzmanı/Bursa Büyükşehir Belediyesi
2725124/dosteli@yahoo.com
HAYAT
Hayat
Nedir ki
Gölde bir damlacık
Ve rüzgarda uçuşan
Toprak zerresi kadar
Salacak ile
Musalla arasında
Yine suyla
Ve toprakta
Son bulacak
Sultanın tahtırevanı da değil
Kelebeğin bir günlük ömrüne bakıp
Belki de kanıksanacak
Önceden ölüm
Tamer UYSAL/Halkla İlişkiler Uzmanı/Bursa Büyükşehir Belediyesi
2725124/dosteli@yahoo.com
GELENE
Gülleri dökecek olan benim
Sana uzatıpta
Dizlerine seren güneşi
Çık haydi yola
Senin için çarpan yürek
Benimdir
Sen kime gelebilirsin ki
Yangın yeri boynuna
Yağmurlarda uzanarak
Yedi renkli ebem kuşağı
Takacak olan
Ben olacağım mutlaka
Tamer UYSAL/Halkla İlişkiler Uzmanı/Bursa Büyükşehir Belediyesi
2725124/dosteli@yahoo.com
ALANYA’NIN TÜRKÜSÜ
Bir maviliktir
Ufuk çizgisinde kaybolan
Göğerdikçe deniz
Aklıma