| "Görmemek...
’Büyük bir sevginin göstergesi olan binlerce küçük ayrıntıyı ıskaladım.’ Ne çarpıcı bir cümle.
Sürekli aradığımız bir şeyi, sevgiyi, onca işareti ortadayken nasıl görmeyiz?Hızla koşarken hangi rüzgar gözlerimize dolar da aradığımız şeyin tam da ortasında olduğumuzu görmemizi engeller?...genellikle "binlerce küçük ayrıntıyı" ıskalarız.
Ve, günlerimizi, belki de yıllarımızı sevilmediğimizi sanarak geçiririz.
Belki de hepimiz, sevginin kendini, dağlardan yuvarlanan bir çığ gibi, patlayan bir volkan gibi, fırtınalarla coşup limanları yıkan deli bir deniz gibi bir seferde ve büyük bir işaretle göstermesini bekliyoruz.Her biri bizim için "küçük bir işarettir" ve ovanın tümünü görmemizi engeller.Sonra bir gün döner ve geriye bakarız bir tepeden.Her şey açıkça gözükür bize.Pişmanlık ve şaşkınlıkla başımızı eğeriz.
Söylenmiş bir cümle, küçük bir gülümseme, bir gözyaşı, şefkatle omzumuza dokunan bir el, kuvvetli bir sarılış, kederli bir bakış, utangaç bir öfke, zihnimizin değişik yerlerine saklanmış "binlerce küçük işaret" birden ani bir dalgalanmayla bir araya gelir ve biz "büyük bir sevgiyi" ıskaladığımızı anlarız.
Anılardaki işaretleri toplar, bir araya getirir, onları tek tek yerlerine yerleştirir ve karşımıza çıkan resmi yeniden sevmeye başlarız.
Ve, sorarız kendimize, "neden o zaman bu gerçeği görmedim?"
"O kadar bilgiden serseme dönmüş olduğum için onu olduğu gibi, yani doğal haliyle göremezdim."
Sevdiğimiz biri hakkında topladığımız bilgiler.
Çoğu zehirli olan bilgiler.
Onun hayatıyla, mazisiyle, yaptıklarıyla ilgili bilgiler, kendimizi eksik ve sevilmeye layık olmayan biri gibi görmeye yatkın zihnimizin yarattığı kuşkularla birleştiğinde, koyu sülfür dumanları gibi gözlerimizi yakar, bizi körleştirir.
Görmememiz gerekirken inatla görüp biriktirdiğimiz, kuşkularla kanserleşmiş yanlış bilgiler.
Sadece gelecek değil bazen geçmiş de değişir.
Siz bir tepede atınızı durdurup, yukardan baktığınızda içinden geçtiğiniz ova size başka türlü gözükür.
Küçük işaretleri biz göremediysek, suçlu kim?
Ya onun umurundaysak ve biz bunu anlamadıysak.
Ya atımızı fazla hızlı sürmüş, çevremize dikkat etmemiş, aradığımız ovanın tam ortasında olduğumuzu kavrayamamışsak.
Yanlış bilgiler gözlerimize sert rüzgarlar gibi dolmuşsa...
Bu ihtimal bizi ürpertiyor.
Hepimiz arıyoruz.
Gözlerimiz büyük patlamaları görebilmek için körleşmiş bir dikkatle bakıyor.
Bir infilaka benzemeyen hiçbir şey ilgimizi çekmiyor.
Küçük işaretlere aldırmıyoruz.
Binlerce küçük işarete...
"Büyük bir sevginin işareti olan binlerce küçük ayrıntıyı" fark etmeden geçiyoruz.
Halbuki "büyük bir sevgiyi" o ayrıntılar yapıyor.
Binlercesi var belki de hayatımızda.
Ve, belki de biz yanlış yere bakıyoruz..." |