Titreyisini gordum
Havada bir yagmur cagrisi
Bir toprak kokusuna soz veris gibi
Gicirdiyarak acilan kapilarin ardinda
Sigara dumanina bogulmus
Tel tel cozulen bir yalnizlik
Bir su siriltisi
Otlara basa basa uzaklasan
Bir ayak sesiydin
Yoklugun bir aynandan
Daginik kirli bir yatak ortusunden yankilaniyordu
Devrilmis kutuklerin uzerinde atliya atliya
Sirtinin kamburunu cikararak uzaklasirken
ve dustugun zaman hircinliginda gozlerinin
Yeniden titreyisini gordum
Masa uzerinde gozlukler bir defter
Saga sola sacilmis kitaplar, coraplar
Gomlekler vardi
Bugulu bir aksam asiliydi duvarlarda
Sancili, yitik, unutulmus bir sevda
Kotu bir resim, bir yangin artigi asiliydi
Yagmurda yar yariya islanmis
Ama bir turlu kuyuyamamis bir minder
Daha sonmemis, tutup duran bir odun parcasiydin
Birakip gidisinin yarip yamalak sessizligi icinde
Yeniden titreyisini gordum
Disarda gok kusagi gibi degisen
Donup duruslar, gozlerin karanligi
Bukulen dudaklar
Kuru yapraklar ustunde donup kalmis ayak sesleri vardi
Tekrar odaya dondum
Agac diplerinde beklemenin yarari yoktu
Bagirma dedim bagirma
Dikenli bir top gibi buzuldun
Kenarindan cullari cikmis
Cocuklarin oynadigi bir top gibi
Ocagin kenarina gidip gidip donuyordum
Alnini sildigim zaman
Yeniden kaybolacaktin
Ve ben yeniden aramaya basliyacaktim seni
Otlarin icinde deliler gibi
Dizlerimin ustunde surunerek
Ve alt ust ederek dolaplari
Mutfakta bulasik kaplari alt ust ederek
Yatak altlarinda
Duvarlarin yagin sonrasi izini kaziyarak
ve caresizlikten agliyarak agliyarak..
* * *
Titreyisini gordum
Hasat zamanlarindan kalma
Tozlu bir aksam ustu, kagni gicirtilari
ve kopek sesleri arasinda bir golge gibiydin
Ic cekisleriyle bezenmis
Oyun sonrasi cocuk yorgunluklarinin
Islemeli los uykularinda kaybolmus bir golge gibi
Hic konusmadan duruyordun
Hic konusmadan yalnizca kollarin dokunusuyla irkilerek
Ve gecenin icinde yalnizca cir cir boceklerini dinliyerek
Birazdan dallara ilik bir yagmur damlasi dusecek
Ve ben oturdugum kosede sarsilarak
Uzaklasan aydinligini seyredecektim
Sanki sen degildin tutusan
Ayaklariyla kerpic camuru karan
Ve yildizlardan, sogut dallarindan
ince desenler dokuyan sen degildin
Alninin terini sildigim zaman kaybolan sen degildin
Ciplak kirlarda nefes nefese koyan trenlerin son sesleriydi
Demir parmakliklar ardinda sevdaya dususun
ve pasli bir civi gibi sokulusun son sesleri
Kutukler yine kutukler
Baltalarla yarilirken inleyen
Ocaklarda yanarken inleyen kutukler
Yine omuz baslarina cokuyor, yakana yapisiyor
ve sen dizlerinin uzerinde
Onur kirilislarinin, cocukca suclarin haksizligini
Kaziyordun kerpic duvarlara
* * *
Titreyisini gordum
Yildizli bir aydinligin son perdesiydin
Bir huzun sarkisi, bir nese
Dumanli bir aksam atesi
Bir tesi su, bir dugun havasiydin
Bir golge gibi urperdin
Dolu tanelerinin catida cikardigi sesler gibi
Birazdan alninin terini sildigim zaman
Pasli bir civi sokulurcesine
Beyaz badanali duvarlari, oymali kapilari zorliyarak
Kaybolacaktin
Ve birazdan ben yeniden seni ariyacaktim
Dugun havalarinin halayalarin ardina gizleneerek
Huzunlu sarkilarin, dumanli aksam ateslerinin ardina gizlenerek
ve gozerinin oyuk karanligini gormemek icin
iki buklum
Her gorusumde cocukca kosuslari
Gok kusaklarinin, yapraklarin dokulusunu
Her devrilisinde kutuklerin
Kerpic evlerin her yikilisinda
Daha coskun halaylara gizlenerek
Ve caresizlikten agliyarak agliyarak..