Hiç doğmamış gecelerin imkansız sabahlarına,
Düşüşen birer çiğ tanesi gibi yapışmakta ayaklarıma,
Umut serserisi yolların eskimeyen bekçileri,
Düşler aleminin karabatakları kaldırımlar...
Sabahların ayazına karışan göz yaşlarının son durağı,
El vermiş nice şeyhin ilk ve son barınağı.
Gece ruh azgını çıkmış yoluma
Kaçıyorum söyleyemediklerim boynumda
Sürüyor ölü toprağını çarığıma
Geçtiğim her yolun başında ve sonunda
Sarmış sokaklar, umut tüccarı ayaklarımı sarığına
Ne gezer onları avundurack yürek kaldırımların koynunda,
Gece eşkıyası, yolların çocuk bekleyen deccali
Kandırma beni uzandığın her yolun su başında
Kim bilir senin kaçıncı ipinden boşalttığın uçurtmayım
Söyle senin üstünde sürünen kaçıncı yoldan korkmaz heyulayım.
Düşlerin gezdirildiği eski taş yolların kuytuluğunda
Zamanı donduran rüzgarlar boğulduğunda
İzi düşerken korkunun soluduğuma
Yakarım daha olamamış akşamları, kaldırımlarda.
Yetim nefesleri tüketerek bakarım
Şiirin en kötüsünün üzerinde yazıldığı kaldırımlara.
Vuslatımı bir ucundan tutturup bu taştan putlara
Kelimelerin tohumlanmasını beklerim, içimde ardı ardına
21.07.2006 Saat: 00:00
|
| |
| |
|
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|