Dünyanın başında birini vurdular,adı deniz kuşlarının çarpan yüreği
Elleri sendin,gözleri bir çocuk uyanırken siren sesinde
Ne ırmaklar uçtu yuvalarına
Ne güvercinler aktılar suya yatmış türkü sesi
Bir fotoğrafa ansızın darağacı asılınca
Dünyanın başında birini vurdular,ateş böceğinin koşarken kavuşmalara
Sevginin boyutuydu yılgınlığın başladığı menekşe soluklarda sen
Ayakta uzun aşkları severdin,uzun şarkıları ve yağmuru
Şekeri,sigarayı ve gölgesiz bütün erik ağaçları
Oysa her şey ansızın ihanet kurşunu,her şey gül düşerken yapraklarına
Sana bırakmıştım bir şiiri,dehlizlerinde şarap bütün kavgaların
Sindi kuytu köşelerine çekilirken bir kent duvarlarına
Hesaplaşmanın kırık boynu yoktu feodal tavrımızda
Biliyorum,sana olan tutkum bir sığıntıydı çocukluğumdan
Kıramadığım büyük soluklar gibi direnç gecelerinde
Biliyorum başka mevsimin insanlarıydık,zamansız yürüyüşümüz
Bekçi kulübesinde saklanırken sevişmeye gelen tarih
Duvar aynı duvar,geçen yarasa hızı yıldızımızdı
Sessizliği yarattık olmayan korkaklığı avuçlarımızla
Öylesine ucuz değildi bu aşk bu sevda bu dağlar
Öylesine ucuz değildi,tutarken gece yarısını nöbet gökyüzüne
Düşerken bir tutuklunun günlüğüne,sonsuz yolculuğun mavi uçları
Komşu sınırlardır,mermiler dağıldı sığınak göğsüme
Şimdi bizim olmayan odalarda kitap dağınık gözlerinin rengi
Kandı,uçtu gölgene deli bir haziran geçti tepelerden
Yalan söylemezdi o yollar,yalan söylemezdi inancımıza
Biliyorum bir sevdanın temel hakları sevgin kadardı
Hep vurur beni tanıdık suretler anıtlar arkasında
Dünyanın başında birini vurdular dudağında slogan tadı biterdi
Saçları gecenin ıslak tapınağı sendin,yüreği ölümün pencesinde
Ne aşklar yaşlandı bir dizesi eksik bakışların
Ne hırçın ozanlar ağladı gülüşün peşinde
Sahi
İntihar edecek ne vardı
Pencerenden çocuklar ve kuşlar geçince
Dünyanın başında birini vurdular,adı deniz kuşlarının çarpan yüreği
Elleri sendin,gözleri bir çocuk uyanırken siren sesinde
Ne ırmaklar uçtu yuvalarına
Ne güvercinler aktılar suya yatmış türkü sesi
Bir fotoğrafa ansızın darağacı asılınca
Dünyanın başında birini vurdular,ateş böceğinin koşarken kavuşmalara
Sevginin boyutuydu yılgınlığın başladığı menekşe soluklarda sen
Ayakta uzun aşkları severdin,uzun şarkıları ve yağmuru
Şekeri,sigarayı ve gölgesiz bütün erik ağaçları
Oysa her şey ansızın ihanet kurşunu,her şey gül düşerken yapraklarına
Sana bırakmıştım bir şiiri,dehlizlerinde şarap bütün kavgaların
Sindi kuytu köşelerine çekilirken bir kent duvarlarına
Hesaplaşmanın kırık boynu yoktu feodal tavrımızda
Biliyorum,sana olan tutkum bir sığıntıydı çocukluğumdan
Kıramadığım büyük soluklar gibi direnç gecelerinde
Biliyorum başka mevsimin insanlarıydık,zamansız yürüyüşümüz
Bekçi kulübesinde saklanırken sevişmeye gelen tarih
Duvar aynı duvar,geçen yarasa hızı yıldızımızdı
Sessizliği yarattık olmayan korkaklığı avuçlarımızla
Öylesine ucuz değildi bu aşk bu sevda bu dağlar
Öylesine ucuz değildi,tutarken gece yarısını nöbet gökyüzüne
Düşerken bir tutuklunun günlüğüne,sonsuz yolculuğun mavi uçları
Komşu sınırlardır,mermiler dağıldı sığınak göğsüme
Şimdi bizim olmayan odalarda kitap dağınık gözlerinin rengi
Kandı,uçtu gölgene deli bir haziran geçti tepelerden
Yalan söylemezdi o yollar,yalan söylemezdi inancımıza
Biliyorum bir sevdanın temel hakları sevgin kadardı
Hep vurur beni tanıdık suretler anıtlar arkasında
Dünyanın başında birini vurdular dudağında slogan tadı biterdi
Saçları gecenin ıslak tapınağı sendin,yüreği ölümün pencesinde
Ne aşklar yaşlandı bir dizesi eksik bakışların
Ne hırçın ozanlar ağladı gülüşün peşinde
Sahi
İntihar edecek ne vardı
Pencerenden çocuklar ve kuşlar geçince