NOKTALAMA İŞARETLERİM
sessiz çığlıklarımızın, öfkelerimizin
gözyaşsız ağlamalarımızın, ağıtlarımızın
abartısız coşkularımızın, naralarımızın
dilsizliğimizin, sağırlığımızın velhasıl ruhumuzun
sessiz sedasız çevirmenidir noktalama işaretleri
ve;
nefes almaya
[!] işareti ile başlamışım çığlıklarla.
büyümeye ise, hatırlarım
[?] işaretleriyle başladım, çoğu yanıtsız, binlerce.
biyolojik büyümem durduğunda
[?] işaretleri de anlam değiştirir olmuştu,
korku olmuştu, kuşku olmuştu;
bir çoğuna yanıt aradım kendimce
ancak gördüm ki ilerleyen yaşlarda
[?] işaretlerine yanıt aramak da
başlı başına sorun olabilirmiş..
büyümeye devam ederken gayribiyolojik
soruların ve sorunların
kimilerini öğrenerek aştım, kimilerinin altında kaldım..
..........
neyse, zamanla [?] işaretlerinin yanına
[!] işaretleri de gelmeye başladı
ve yaşamı ti ye aldım [? ve !] işaretleriyle, daha çokta
yaşam benle dalgasını geçti [! ve ?] işaretleriyle.
..........
tatlı heyecanları, korkuları, öfkeleri de [!] işaretiyle yaşadım
kavgaları ve gelirgeçer aşkları da
-özellikle Güzin’i anmam gerek-
ne umutsuz ve belirsiz sevmelerdi, küçücük..
..........
yaş ilerledi, buradan baktığımda uzak-yakın anılara
çok kişi ve olaylar için
ne çok [(] ler açmışım çeşit çeşit
ve ne çok [)] ler kapamışım;
anmayacağım, anlatmayacağım.
ancak elimde açık kalan [(] ler, bir elin parmaklarını geçmez.
[aslında her birimiz, zamanın
içinde açılmış kapanmayı bekleyen
birer [(]‘ler değil miyiz?]
............
noktalama işaretlerinin içlerinden ben
en çok [,] işaretini severim
hiç unutmam onları, çok kullanırım.
keza bugünden bakıldığında yarın;
uzun ve varışı belirsiz bir koşudur
arada bir nefeslenmek gerekir,
tecrübeleri test etmek gerekir... [,] ler gerekir.
...........
bir de [“ “] işaretine çok dikkat ederim
hele ki, [“ “] içinde söylenenleri hiç es geçmem;
ata yadigarı gibi kollar, tanrı kelamı gibi dinlerim.
zira her babayiğide nasip değil
her bilgeye nasip değil
her “ben” diyene hiç nasip değil
bir kelamının [“ “] içine girebilmesi ve ölümsüzleşmesi..
..........
yaş kemale yaklaştığında ne çok cümleyi
[:] işaretiyle böldüğünü fark ediyorsun
bölüyorsun da, devamla, tek tek, tane tane,
anlatıyorsun sonrakilere, görmeyenlere, bilmek isteyenlere..
biliyorsun ki, her şey insanda başlıyor, insanda bitiyor
insan, insan olduğunun farkına varırsa eğer..
..........
efendim, olmadı değil [;] işaretli anlarım, ben de insanım
ama her duraklama anım
bir dur ve düşün
bir özeleştiri anlarım oldu, lakin gocunmadım..
..........
içlerinden [.] işareti de benden çok çekmiştir.
ama hep bir kısa-uzun cümleye [.] koyduğumda
bir yeni cümleye başlama hazırlığında olmuşumdur.
ancak bir tane var ki zulamda;
tek atımlık silahın, tek kurşunu gibi saklarım!
kendim ve kendimle ilgili her şeye
kendim [.] yı koyabilmek için..
..........
lakin bilirim, hayat nefes aldığın sürece
hep [...] yı beraberinde taşıyacaktır.
her nefes alış, bitmemiş yarınlar için
yeniden ve yeniden düşündürecektir!
E... dostlarım! Meğer yaşam
Noktalama işaretlerinden ibaretmiş
Doğru yerde kullanıldığında
Ne göründüğü kadar zor
Ne de yavanmış... Ruhun rengiymiş...
25.08.2004
ASIM SES 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|