GELİNCİK
Ekin tarlalarından
Yol boyuna taşınmış bir çiçek
Bir çiçek, gelincik..
Ve bir küçücük metal çekirdek
Kim bilir hangi coğrafyada
Dağlık, tozluk, kırlık, ovalık
Orman kıyısında, deniz kıyısında, ırmak kıyısında
Ve iklim ayırmaksızın
Güneş altında, yağmur altında, kar altında
Kim bilir kimlerin ilk tuğlayı koyduğu kent aralarında
Yediden yetmiş yediye yaş haddi aramaksızın
Can parçalamadadır can havliyle..
Gelincik bilmez gelincik kendi derdinde
Yol boylarında gelincik.. ve insan
Çağrışımı dahi kan damlatıyor yürekten: insan
Yazgısını yaşayıp öleceklerden
Belki gencecik zamansız, belki ansızın
Belki duayen, belki cahil, belki kamil
Belki rahat döşeğinde, belki hastane köşelerinde
Belki de herhangi bir şekilde herhangi bir yerde öleceklerden.
Lakin hiçbir ölümler ağırıma gitmiyor
Canın candan can alması kadar
Gelincik düşünemez gelincik kan kırmızı açar
Yol boyunca gelincikler
Ürkek, nazlı, titrek
Tohuma duruncaya dek
Nice öfke rüzgarlarına direnecekler.
Ve baharı bekleyecekler yeniden
Yeniden kan kırmızı açacaklar.
Ve bilmeyecekler bir yerlerde hala
Kim bilir kimlerin yaptığı metal çekirdekler
Yaş kuru sormaksızın, kimlerden can almadalar
06.05.2004
ASIM SES 21.07.2006 Saat: 00:00
|
|