Yok geçmişe ses verecek bir dil. Damakta ekşi bir tad gasp edilmeyi bekliyor, kırıştıracak yeni yüzler peşinde. Bir ürperti kaldı senden, hâlâ kendinden merhamet uman. Koşuşturmalar bitti. Hayatın ardından koşmuyorum artık. Roller değişti. Benimle yaşamaya zorluyorum onu. Deveyi herkes kadar güdüyorum, terketmek için bir gerekçem yok bu diyarı. Yalanlarımın kimisi dekolte, kimisi tesettür, burcum eflatun, renklerden sahterengine bayılırım. Gözlerinin kahverengisi dışında aklımda kalan tek rengin.
Sende kalan mektuplarım, bende bırakılan mavi bir gül. Kırılmaya baştan mahkum kalpler topluyorum. Yüreğimin kıyısındayım hep, her an yeniden yaratılmaya hazır. Gel gör ki, Tanrı bile unuttu sevgisizliğin sonum olduğunu. Benden bir ben daha yapmıyor. Pas tutuyor ayrılık. Kapılar gıcırtılı. Kolay değil öyle içeri sızmak. Mümkünü yok duyulacaksın.
Gecenin telvesi kaplıyor yeryüzünü, bakılmıyor dünyanın falına. Suskunluğumun yankısı geri dönüyor sizin kapınızdan. Kurşungeçirmez bir özlem teslim oluyor yakınlarınızdaki ilk karakola. Tarih kitaplarında hapsedilmek için ciltlenmeyi bekliyor hâlâ.
Dumanaltı bir hücrede gevşiyor urlu yürek, anımsıyor belli belirsiz, belleği yitik bir sevgiliyi. Aklına yanıyor pişmanlık ötesi kurgularda. Uyuyan bir prensese ninniler söylüyor kömür bakışlı, adalı bir kartal. Kanatları askıya alınmış. Aşk sıtma geçiriyor. Bir gül düşüyor akşamın üstüne, ortalık anında kararıyor.
Kovaladığım düşlere bir yakalanmayagöreyim, unutur gibi oluyorum eski fırtınalardan kalma enkazları. Hemen bir aşk dokuyorum kendime. Seriyorum hali hazırda bekleyen hüzünlerin üzerine. Yaşam soruları aşırılmış bir sınav olmayı sürdürürken, arkabahçelerde yürümeyi öğreniyorum. Her düşüşte kanayan dizlerimden ders çıkarıyorum. Belki de kopya çekiyorum. Sonra yola koyuluyorum. Kavşaktaki levha Bitmişler ile Başlamamışlar‘a giden istikameti gösteriyor. Gaza geliyorum, basıyorum hayatın pedalına. Bu her ayrılık sonrası böyle, değişmedi. Özlüyorum sen öncesi kendimi.